|
28 Aralık 2010 / 12:00:22
...Değerli Siyahkuşak izleyicileri; 2010 senesinin son günlerinde sizlere bu yazımda, talebesi olmakla gurur duyduğum Karate Do hocam, Shihan Morio HİGAONNA(10.Dan) Sensei ve Goju Ryu Karate ile nasıl ve hangi koşullarda tanışıp, ülkemizde bir ilki başarmak adına resmi olarak nasıl irtibat kurduğumdan bahsedeceğim. Fakat konuya girmeden önce bu bölümde, ülkemiz Karate camiasında o döneme ait genel manzaraya bir gözatalım isterseniz.
...Bundan 22 yıl önce Türkiye’de ilk zamanlar WUKO(Dünya Karate Organizasyonu), daha sonra da WKF olarak ismi değişen Dünya Karate Federasyonuna TJKF(Türkiye Judo ve Karate Federasyonu), dünya spor karatesine katılmak ve uyum içerisinde olmak adına, o dönemlerde önemli radikal kararlar aldı. Bu tarihi değişim ve katılım kararından sonra buna, ülkemizde sadece Shotokan ve Wado Ryu ekollerini çalışanlar sahip çıkmıştı. Bu sahiplenme çok doğaldı, zira daha sonraki zamanlarda WKF olarak değişen, Dünya spor Karatesi Federasyonu esas olarak 4 ana ekol üzerine bina edilmişti. Bunlar da alfabetik olarak sıralarsak, Goju Ryu , Shito Ryu, Shotokan ve Wado Ryu stilleri idi. Goju Ryu ile Shito Ryu ekolleri 1980 li yılların sonlarında ve 1990 yılların henüz başlarında Türkiye’de tanınmıyor, bilinmiyor ve resmi olarak da çalışılmıyordu. Ülkemizde yıllardır çalışılan ve TJKF’ nin bu radikal kararından sonra federasyonun kapsam ve ilgi alanı dışına itilen Kyokushinkai, Kempo, Ashihara ve Nanbudo ekolleri de kendi kaderlerine terkedildiler. Böylece Karate’nin Judo’dan ayrılıp bağımsız TKF olduğu dönemin ilk icraatı da, yıllardır birlikte olduğumuz yukarıda bahsettiğim stilleri, WKF haricinde kaldılar(...) diyerek dışlamak oldu. Zaten ülkemizde Karate sporu resmiyetini 1981 senesinde Judo Federasyonuna bağlanarak kazandığı için, üzerinden henüz 10 sene bile geçmemişti.
...İşte, Karate’nin bu çalkantılı dönemleri diyebileceğim yıllarda 1989 da Uşak ilinde düzenlenen Yıldızlar Türkiye Şampiyonasında Kumite de bir avuç yarışmacı talebelerimle kazandığımız başarı bazılarının dikkatini çekmişti. Bu konuda hiç unutamadığım olay ise o dönemde Federasyonda görevli, etkin bir antrenör ağabeyimizin turnuva esnasında beni bir kenara çekerek, benim için önemli bazı nasihatlerde bulunması idi. Bana aynen şöyle dediğini dün gibi anımsıyorum. “Bak Fatih; gençsin ve başarılısın. Görüyorum ki talebelerin de yarışmalardan hiç elleri boş dönmüyorlar. Bu yüzden de seni özellikle tebrik ederim. Akıllı ol ve gel WUKO stillerinden birisine geç, değiştir şu Nanbudo stilini. Sana en yakın il Eskişehirde talebem E.T. var, ben onunla konuşurum. Git ona ve Shotokan katalarını öğrenmeye bak, zamanla uyum sağlarsın.” Kendisini dikkatle dinledikten sonra, ona sadece “Shotokan Karateden hoşlanmadığımı ama deneyeceğimi” söyledim. Bana biraz sitemle karışık kızgın bir ifade ile; “O zaman paran varsa, git Avrupa’ya ve WUKO standartlarında olan stillerden birini öğren, bu uğurda gerekirse parklarda yat, aç kal, ama mutlaka yeni birşeyler öğren. Şunu da unutma ki bu senin son yarışman. Seneye, 1990’dan itibaren WUKO dışında kalan tüm stilleri Türkiye şampiyonalarına almayacağız, bilesin.” Orada o an için hakikaten büyük düşünmemi ve ufkumu açmamı sağlayan bu değerli Sensei’ye ve beni düşündükleri için sarfettikleri söz ve nasihatlere, dolayısıyle yakın ilgisine teşekkür edip ayrılıyoruz.
...Bu sözlerin ardından ilerleyen zaman içinde, birkaç defa “sadece denemek babından” Eskişehir’de faaliyet gösteren Bay E.T.’ nin dojosuna bazı talebelerimle günü birlik idmanlara gidiyoruz. Ama nedense olmuyor, anlayamadığım bazı sebeplerden dolayı bir türlü sevemiyorum Türkiye’de uygulanan Shotokan’ı. Bunda da en büyük payın, hiç şüpheniz olmasın ülkemizde yakından tanığım Shotokan antrenörlerinin müthiş kapris ve egoları olduğunu belirtmek isterim. Yoksa, Funakoshi Gichin gibi tarihe malolmuş bir ustanın yarattığı orijinal Karate olan Shotokan, elbette ki masumdur ve sevilmeye, çalışılmaya layıktır. Bu denemelerim ve arayışlarım sonuç vermeyince ben, kara kara düşünmeye başlıyorum.
...O sıkıntılı dönemlerde bocalarken, İzmir Üçyol’daki salonumda beni ziyarete gelen değerli dostum ve arkadaşım Taekwon Do antrenörü Erdoğan Şenol, beni Karateci olan bir Nato subayı ile tanıştırmak istediğini söylüyor. Kendisinin Şirinyer’de bulunan Nato askeri tesislerinde Taekwon Do dersleri verdiği sırada tanıştığı bu subay, Erdoğan hocadan İzmir’deki Karate hocaları ile tanışmak istediğini belirtip adeta ondan yardım istiyor. O da sağolsun önce bana uğrayıp teklifde bulunuyor. Erdoğan Şenol hocaya; kapımızın herkese açık olduğunu, Mevlana misali her kim olursa olsun, dojomuza gelebileceğini ve bu subay ile tanışmanın bana da ayrıca şeref vereceğini belirtip, onları davet ediyorum.
...Aradan bir müddet geçtikten sonra Erdoğan Şenol hoca, daha önce bana bahsettiği Nato subayı Karateci Mr. J.R. Hobbs ile çıkıp geliyorlar dojomuza. Kendilerine izzet ikramda bulunduktan ve kısa bir tanışma faslından sonra, hoş sohbete devam ediyoruz. Mr. Hobbs, bir ara yanında getirdiği bazı doküman, kitap ve belgeler ile geleneksel Karate konusunda bana yardımcı olabileceğini söylüyor. Böylesine harika bir teklif ve Mr. Hobbs’un şahsıma gösterdiği yakın ilgisi ve dostça yaklaşımı karşısında çok etkileniyor, “Sizden yeni şeyler öğrenmek isterim, ilk idmanı ne zaman yapacağız?” diyerek de kendilerine bu konuda ciddi olduğumu ifade ediyorum. Bu arada bana, incelemem için Shihan Morio Higaonna Senseinin yazmış olduğu “Traditional Karate Goju Ryu” isimli kitabın 1. cildini bırakıyor. Bir hafta sonra ilimizde gerçekleşecek olan İzmir Karate turnuvasına kendilerini davet ediyorum ve benim Nanbudo idmanımı izledikten sonra Erdoğan hocayla dojomuzdan ayrılıyorlar. Bana ödünç bıraktıkları kitaptan bazı önemli gördüğüm yerleri derhal fotokopi yaptıktan sonra, Goju Ryu Karate Do hakkında teorik de olsa bilgiler edinmeye başlıyor, bir yandan da kendi kendime “Garip kuşun yuvasını Allah yaparmış” diyerek, gökte ararken yerde bulduğum, bu tarihi fırsat için bir an sevinç hissine kapılıyorum. (devam edecek..)
Not: 2011 yılının DO sporları camiamıza, memleketimize ve dünya halklarına huzur ve barış getirmesini; neye ihtiyacımız olduğunu bizden daha iyi bilen Tanrının, dileklerimizi gerçekleştireceği bir yıl olmasını temenni ediyorum…
Fatih İNCE Chief Instructor, 5.Dan
www.miyagidojo.net
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
|
|
Comments