|
Çarşamba, 28 Aralık 2011 20:51
...Yazıma değerli Sensei Şefik Gülten’in nefis bir paragrafı ile başlamak istiyorum.
...“Spor salonlarında almış olduğumuz eğitimler sosyal yaşantımız içerisinde, işimizde, evimizde, okulumuzda veya herhangi bir aktivitemizde akılcı düşünmemize yardımcı olamıyorsa, tehlikeleri, olumsuzlukları, mutsuzlukları, üzüntüleri, sıkıntıları, çözmemizde yetersiz kalıyorsa hemen o eğitime ve o mekana son vermeliyiz..”
...Sensei Şefik Gülten’in yapmış olduğu bu harika tesbitlerle sporcuya cesaret verip, onu tavır almaya yönlendirmesi doğrusu çok dikkatimi çekti. Gerçekten güzel şeyler söylüyorsunuz sevgili Şefik hoca, tesbitlerinize yürekten katıldığımı bir kez daha söylemekte fayda görüyorum. Kaleminize, yüreğinize sağlık.
...Gerçek hayatta hiç bir işe yaramayacak olan birtakım şeyleri sırf antrenör öğretiyor-söylüyor-yapıyor diye almak zorunda değildir bilinçli sporcu. Kaliteli bir Sensei, bilinçli bir antrenör de zaten öğrencilerine boş şeyler öğretmez. İdeolojik kafa yapısıyla genç beyinleri yıkamayı-zehirlemeyi kendisine görev edinmiş bazı antrenör müsveddelerine ise hiç eyvallah etmemeli akıllı sporcular. Zira yaşanılan gerçekler hiç bir ideoloji ile kıyaslanamaz ve “Do” bu yollara feda edilecek kadar basit değildir.
...Ülkemizdeki faal dojo’larda, sporculara Karate’nin temel-teknik-kata ve müsabaka yönlerinin, yani fiziksel aktivitelerin dışında niye ‘Do’ eğitimi verilmiyor? Soruyu aslında şöyle sormakta fayda var; sporcu-antrenör ilişkilerinde en çok nelere dikkat ediliyor, neler öngörülüyor ve genellikle dojo’larda neler öğretiliyor?
...Siyah Kuşak Web. Haberler Müdürümüz değerli Sensei Sadettin Özgenç’in Sensei Hayrettin Hamurcu ile yaptığı röportajda Sn.Hamurcu’nun ‘Do’ kalmadı, Allah rahmet eylesin!’ diyerek ‘Do’ nun artık gereği gibi öğretilmediğine işaret ederken, diğer yandan Sensei Şefik Gülten’de, sporcunun eğitim süreci içerisinde ona öğretilenleri, sporcunun sosyal hayatında işe yarayıp-yaramadığını sorgulaması, ona sunulanların ve aldığı eğitimin, içinde yaşadığı toplumsal hayatta bir faydasının olup-olmadığını, karşılaşılan sorunları çözüp-çözmediğini, eğer çözmüyorsa, bu sözde eğitim yerinin ve sözde antrenörün terkedilmesi çağrısını yaparken, bir başka gerçeği gözler önüne sermesi, aslında Türkiye Karate camiasında sporcu-antrenör ilişkilerini ve Karate-do eğitimideki kaliteyi gösteriyordu.
...Ben bu yazımda konuya bir değişik yön daha katmak ve sporcu antrenör ilişkilerinde ‘Do’ nun yani ‘zihinsel çalışma ve eğitimin’ gereği konusunda ‘derlediğim’ çalışmalarımdan bir kesit sunmak ve faydalı olduğuna inandığım bazı tesbitleri siz değerli Siyahkuşak okurlarıyla paylaşmak istiyorum.
...Günlük hayatta başımıza gelen hadiselere gösterdiğimiz olumlu veya olumsuz tepkiler sağlıklı yaşam standartlarımızı da belirliyor. Malum olduğu üzere zihin, insanın tüm duyduklarını, okuduklarını, gördüklerini hislerini, duygularını, olumlu ve olumsuz tüm düşüncelerini depo ettiği bir yerdir. Buraya iyi şeyler depolarsanız, iyi insanlar, iyi sporcular, iyi talebeler yetiştirmiş olursunuz.
...‘Bugün (bedenen) terbiye gören çocuğa 'öğrenci'; (zihnen) talim gören gence ise 'talebe' diyoruz ki Batı dillerinde de en başından beri bu ayrım aynen vardır. Eğitim (terbiye) görmek demek, "iyi davranış alışkanlıkları kazanmak" anlamına gelir. Terbiyesiz kişi demek, "iyi davranış alışkanlıkları kazanmamış kişi" demektir. Bu alışkanlıkların kazandırılması sırasında öğrenci pasiftir; sadece yapması gerekir; niçin yapması gerektiğini bilmesi lâzım gelmez.’(1)
...Ünlü düşünür Mevlana zihinsel gelişmede eğitimin önemi üzerine, bu duygularını güzel ve yalın bir biçimde şöyle özetlemiş; Düşüncen konuşmana, Konuşman hareketine, Hareketin kaderine yansır. Güzel düşün, güzel yaşa.
...Yapılan araştırmalar olaylar karşısında aşırı tepkiler vermeyen, her şeyi olduğu gibi kabullenip çareler üretmeye çalışan “iyimser karakterli” insanların daha sağlıklı olduğunu ortaya koyuyor. “Öfkeyle kalkan zararla oturur”, “Keskin sirke küpüne zarar verir” gibi atasözlerimizin yaşam kalitemiz ve mizacımızla da ilintili olduğunu hiç düşündünüz mü?(2) Bunlara uzakdoğuda kısaca ‘Do’ deniyor sevgili okurlar. Gichin Funakoshi’nin yıllar önce söylediği ‘Karate-do nezaketle başlar ve nezaketle biter’ sözü şimdi daha bir anlamlı gelmiyor mu? İşte gerçek ‘Do’ nun en ideal tanımı.
...Uzakdoğu sporlarının hiç birisinden ‘Do’ yu çıkartıp atamazsanız. Eğer çıkartırsanız vermiş olduğunuz eğitimle belki madalya kazanan şampiyon sporcular, milli sporcular yetiştirebilirsiniz ama hepsi bu kadar. Gerçek ‘Do’ eğitimi al(a)mamış sporcularınız günün birinde ya karanlık örgütlerin elemanı, ya pavyon fedaisi, ya çek-senet tahsilatı yapan mafyaların kuklası, ya da masum insanlara acı çektiren, onları öldüren ne idüğü belirsiz katil eşkiyaların tetikcisi-oyuncağı olur.
...Dojo’larda öğretilmesi gereken ve ‘olmazsa olmaz’ ların başında olduğuna inandığım ‘Do’ kurallarını öğretmek, benimsetmek, bu kurallara uymak, diğer insanlara saygı göstermektir. Onların duygularına, düşüncelerine, yaşam şekillerine, ortaya koydukları özgür iradelerine önem verdiğiniz mesajını göndermek demektir.
...İşte bu yüzdendir ki ‘Do’ kurallarının ne olduğunu tanımlamak bazılarına göre zor ve akıl karıştırıcıdır. Çünkü kültürden kültüre hatta kişiden kişiye farklılık ve değişim gösterebilir. Dolayısıyla ‘Do’ kuralları üzerine genel bir eğitim ve araştırmamızın olması, en azından bir fikrimizin olması doğru adımları atmamız için bir temel oluşturacaktır. Kişilikli, erdemli, kendisi ve içinde yaşadığı toplumla barışık bireyler yetiştirmek, edep, nezaket ve zerafeti öğretmek biz Karate-do antrenörlerinin birincil görevi olmalıdır.
...Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk ve huzur getirmesi dileğiyle, kıymetli Siyahkuşak okuyucularının yeni yılı kutlu olsun.
(1)D.Cündioğlu,
(2)Dr.A.Akben
Fatih İNCE
Chief Instructor, 5.Dan
www.miyagidojo.net
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
|