Ren DegistirGriMavi


Sensei Sadettin ÖZGENÇ, Sensei Hayrettin HAMURCU ve F. Vural YILMAZ

Röportaj: SİYAHKUSAK
19 Haziran 2011 / 10:23:22

İstanbul, Taksim’de bulunan Hotel Etap profta önceden kararlaştırdığımız gibi belirtilen gün ve saat’te Sensei Hayrettin HAMURCU ile buluştuk!..



...
Siyah Kuşak Web. Haberler Müdürü Sensei Sadettin Özgenç ve SİYAHKUŞAK Editörü Vural Yılmaz, ‘‘Tori‘‘ olarak Mae-Geri, Mawashi-Geri teknikler(!) biçiminde ani ve değişik sorularla konuğumuz Sensei Hayrettin HAMURCU’yu çarpraz ateşe aldık!.. Sensei Hamurcu ise ‚ ‘‘Uke‘‘ olarak soru tekniklerini verdiği ilginç açıklamalarla kendisi hakkında merak edilenleri şöyle berteraf etti;

...Klasik bir‚ ‘‘Tori‘‘ pardon, bir soru ile başlayalım. Hayrettin Hamurcu kimdir? Rahmetli Kase Sensei ile fiziksel olarak! bir akrabalığı var mı?


(Gülüşmeler Smiley)
...‘‘Hayır, kendisi ile bir akrabalığım yok‘‘ diyor ve şöyle devam ediyor;


...‘‘Hayrettin Hamurcu aslen karslıdır. 1981 yılında İsmet TURNA hocamın (Benim için çok değerlidir) yanında karateye başladım. 1986'nın sonlarında milli takıma seçildim. 94'e kadar milli takımda 84 kez formayı giydim, çeşitli uluslararası derecelerim oldu. 91 yılında merkezi Japonya'da olan WSKF'nin bünyesine katılarak onun aktivitelerine girmeye başladık‘‘.

...WSKF'ye geçmeden ilk evvela TKF, o zaman WSKF yoktu. Kamikaze'den başladık. Orada Türkiye'yi yani TKF'yi ilgilendiren ne gibi dereceleriniz oldu?

...‘‘Mesela 8 sene Türkiye Şampiyonu oldum ki; o zamanlar kilo sorunlarında Türkiye Şampiyonu olmak çok zordu. Eskiden IAKF vardı. TKF'de, IAKF çalışıyordu. Daha sonra WUKO diye adlandırıldı. Çok zordu o zaman derece yapmak. Eldivenli sistem dahi yoktu, yeni yeni geçiliyordu o zaman... Allah rahmet eylesin Hamit ŞAHİN hocamız, o zamanların sporcuları, Selim AKBENİZ‘ler, Rıdvan GÜMÜŞ‘ler, Ahmet ÇAKIR‘lar, Ömer HABEŞ‘ler, Levent AYDEMİR, İbrahim ERÇİN, Esat DELİHASAN, Aytekin SOYKAN,İbrahim DİLER, Erkan


World Shotokan Karate Federation (WSKF), 1990 yılında kuruldu.

TAŞBAŞI, Ersoy ÇIRLAR ve Haldun ALAGAŞ‘lar gibi arkadaşlarımla milli takımlarda çeşitli uluslararası çalışmalarımız oldu. O zamanki federasyonun çok bariz bütçesi olmadığı için, fazla turnuvalara gidilmiyordu. Bir iki Almanya'daki yarışmalarda dereceler, uluslararası turnuvalarda dereceler...‘‘

ESKİDEN 2 YIL’DA BİR TURNUVAYA GİDİYORDUK, ŞİMDİ AY’DA BİR GİDİYORUZ!:::


...‘‘O zamanlar öyle çalışmalarımız oldu. 2 senede bir turnuvaya gidiyorduk. Şimdi ay da bir gidiyoruz. Allah'a şükür, zaman ilerledi ve devletimizin, federasyonumuzun bütçeleri iyileşti, artık her zaman turnuvaya gidiliyor. O zaman senede bir turnuvaya gidiyorduk, oda uluslararası tecrüben olmadığı için muhtemelen yenilip geliyorduk, derece çok zordu. 90 senesine kadar Türkiye'den 2-3 tane adam derece yapmıştır.


...Soru ataklarımızla Sensei Hayrettin Hamurcu’yu köşeye sıkıştırmak istiyoruz ama o yılmıyor!.. O zamanlar dereceye giremiyorduk, şimdi neden dereceye girebiliyoruz?



...‘‘Aradaki fark bence, dünyadaki federasyonlar çoğaldı. Birde spor biraz, (şöyle tabir edeceğim) "biraz basitleştirildi" diyelim. Nasıl basitleştirildi? Puan alma sistemleri kriterleri değişti. Olimpiyatlara girme adı altında çeşitli sıkletler üretildi. Eskiden iki tane maç, üç tane sıklet vardı. Açık sıklet, gir çık 100 kişiyle döğüş, 60 kg. adam 100 kg. adamla döğüşüyor. 100 kg. adamlar, 1.60 boyunda 2 metre adamla döğüşüyor."


..."Hatta benim böyle anım var. Hatırlarlar 1992 yılında WUKO'nun Dünya Şampiyonasına katıldık. Milli takım olarak açık sıkletteyiz. Sırplar bu Bosna'daki müslümanlarla savaş halindeler. Bizde 1 tur yaptık. Türkiye'den milli takımı ben temsil ediyorum. 1.69 boyunda 65 kg. adam Türkiye'de... İşte o zamanın Zeynel ÇELİK‘ler, Sedat CENGİZ‘ler, İbrahim ERÇİN‘leri, bunların hepsini yenerek birinci olmuşum. Açık sıklette de Türkiye'yi temsil ediyorum yarışmada. O zamanın uluslararası meşhurlar vardı. Dünya şampiyonasında karate'de Sensei Yahara gibi, şudur budur, meşhur insanlar vardı. Bizde o sıra maça çıkacağız Grenado İspanya'da...
Bir maç bay çektim, 2. maçı aldım, hepsi açık sıklet. 3. maçı alırsam grup finali yapıyorum. Grup finali yaparsam, yani kaybetsem bile en kötü ihtimal 2-3‘ cüyüm. Derece kesin! Alev ORAL hocamız vardı, o arkamda duruyor, koçluk yapıyor. Dediki; "Oğlum bu çok uzun boylu, çık döğüş, Allah yardımcın olsun" dedi. Milli takım antrenörüm "Allah yardımcın olsun"diyerek güzel motive ediyor beni!‘‘


Sensei Hayrettin Hamurcu

2 METRE BOYUNDAKİ SIRPLI RAKİBİME ALLAH NE VERDİYSE!..


...‘‘Bende çıktım tabi bir sırp deyince, birde bu müslümanlarla savaşlar, bir sürü Bosnalı'yı öldürüyorlar, olaylar var, dedim, "Ne olacak, Allah verdi bir can, ne teknik yaptım, ne doğru düzgün teknik yaptım!" Allah ne verdiyse, ufak boylu bir adamım. Ben ona göre ancak kuşak seviyesine geliyorum.

...Hangi tekniklerle girdin, karşındaki Sırp’lı insan yarmasına, pardon insan azmanına?

...‘‘Dizine basarak ancak suratına erişebiliyorum. 2-2.10 mtr. adam! Dizine basarak Oizuki Jodan vurdum. Adamın burnu var ya, burdan aşağı düştü. 2 mtr. adam hakemin üzerinden "lak" diye bir kalası kesersin düşerya...

...Hakem, İppon mu verdi ?

‚‘‘Yok, bana ceza verdi, kontak verdi, 2 defa adam Mae Geri vurdu bana, 2 metre fırladım geri geldim.‘‘

...Ayağıda uzun tabii...

...‘‘Uzun tabii... Hiç bir şey teknik falan yapamıyorum. Tekrardan ben buna bir teknik yapmam lazım diye düşünürken. Rakibin gelişine sıçrayarak bir ‘‘Uraken Uchi‘‘ koydum. Adam yine darbeyi bu sefer burnundan yedi. Bir şey yok, kan yok ama beni hakem maçtan attı, bu olay benim için güzel anıdır. Maçı alsaydım açık sıklette dünyada ilk derece yapan Türk olma ünvanını elde edecektim, cezalarla maç verdim. Öyle bir anım vardı.‘‘

...Uluslararası ve Boğaziçi gibi turnuvalarda ne gibi derecelerin oldu ?

...Uluslararası ikili turnuvalar var. Viyana'da var. Avusturya-Türkiye karma maçlarına gitmiştik, orda var.
Boğaziçi Turnuvası'nda çok derecem var. İnanın sayısını bilmiyorum. Yani en başından Boğaziçi'nin ilk birincisinden başlayarak 1994 yılına kadar olanından hemen hemen hepsinde derecem var. Yani ikinci olmuşum birinci olmuşum.

...Bizim uluslararası en büyük turnuvamız oydu, oralarda derecelerim var.


Hamurcu Karate hayatına Shihan İsmet Turna hocanın yanında başladı...

...WSKF olayı nasıl gelişti, bu öyküyü baştan toparlayarak özetler misin ?


...‘‘WSKF'ye girişim şöyle; Ben milli takımda yarışırken Kanazawa sensei ile konuşuyordum. Sensei Türkiye'ye 87, 88, 89 yıllarında gelmişti. O sıralar Kasuya Sensei WSKF'nin Başantrenörü, Kanazawa Sensei'de SKI‘nin başkanıydı.

 

...

...O sıra bizim hocamızda İsmet Turna, Kasım hocada, ikiside BUDOKAN camiasından yetişme olduğu için ve İsmet hocamda BUDOKAN ın 1. Kuşağından olduğu için Kasım hocam da İsmet Hocama sayğı duyardı birlikte hareket ediyorlardı.

 


...Kasım hocanın teşvikleriyle İsmet hocanın da katılmasıyla o sıralar bizler hoca nereye git, derse oraya gideriz. Çünkü bizi bu yola o sürükledi. Bizde o yol da yolumuza çıktık. 1990 senesinde Ordu Milli Takımı'nda Kara Kuvvetleri Gücü'nde askerdim. Milli sporcu olarak yaptım askerliği.


...Karagücü’nde Ankara’da, askerliğim esnasında Kasuya Sensei ile SKI ayrıldılar. Yani Kasuya Sensei, Kanazawa Sensei’den ayrılarak 1990 yılında WSKF’yi (Dünya Shotokan Karate Federasyonu) kurdu.‘‘


...Bu iki büyük ustanın ayrılma nedenini biliyormusun?


...‘‘Ayrılma nedenini çok iyi bilmemekle birlikte kişisel bazı sorunlar var, ama burda doğru olurmu tabi üçüncü sahıslar oldukları için! İsterseniz açarım, bir problem yok!‘‘.


...Bizim içinde problem yok, açıklamalarınızla kamuoyunu sizin ağzınızdan bilgilendirmiş oluruz!


SENSEİ KANAZAWA İÇKİ ALMAYA ÖĞLENDE BAŞLIYOR!...


...‘‘Açayım o zaman, nasıl olsa bu röportaj Japonya'ya gitmeyecek! Kanazawa Sensei içkiyi çok seven bir adam, her zaman içer, hatta öğlen de başlar...‘‘


...Ama Japon Sensei‘lerin zaten yüzde 90'nı alkol alıyor, antrenmandan sonra bir kaç kadeh!...


SENSEİ KASUYA MÜSLÜMAN GİBİDİR İÇKİ İÇMİYOR.


...‘‘Bizimki içmiyor, müslüman Japonlar‘dan!.. Anlatayım; Kanazawa Sensei ile Kasuya Sensei, aileleriyle Japonya'da dışarıya çıkıyorlar, Roppongide yemek yiyorlar. Yemekten sonra Kanazawa Sensei çok alkol alıyor. Kasuya Sensei'nin hanımıda diyor ki; "Arabayı kullanma,

Hayrettin Hamurcu antrenmanda teknik gösteriyor!

alkolü fazla aldın" diyor. Kancho; "Birşey olmaz, bir şey olmaz" diyor, içtikten sonra direksiyona geçiyor. Neticede büyük yaralanmalı kazaya sebep oluyor, aynı olayın akabinde, Kasuya Sensei'nin karısı Taiwanlı'dır, iniyor aşağıya; başlıyor bağırmaya(!) kadınları bilirsiniz, giydiriyor bir dünya!‘‘


...Kancho'ya giydiriyor (!)


...‘Evet, yaşadıkları kazanın etkisiyle bağırıyor, Kancho'ya giydiriyor!


...Bence o anki gerilimden kaynaklanmıştır, yoksa saygısı vardır!


...‘‘Tabii ki saygısı vardır ama alkol şişede durduğu gibi durmuyor... Bizde arada bir içiyoruz yani. Alkollüyken araba kullanmamak lazım.‘‘


...Örnek olmak lazım sporcularımıza değil mi?


...‘‘Tabi örnek olmak lazım. Tabi herkes içebilir, sosyal içiciler vardır, ufak-tefek içerler... Hepsi şey boyutunda ama bizimkiler fazla içiyor, sorun o yani!


...Avrupa‘da da antrenman veya seminer sonrası, lavobolarda ve klozetlerde bira kutuları. (Ben bir yazımda bu konuyu belirtmiştim).. Sensei Ochi rica ediyor "Atmayın diye!" şimdi bu olay Türkiye'de olsa, ne olurdu ?


...Bu Türkiye'de iyi olmazdı! İnşallah olmaz! Ochi sensei ile Almanya'da Saarland eyaletinde maç sonrası, akşam bir yere katıldık, beraber bira içiyorduk. Orada Sensei bitiyor! Dışarıya çıkınca bazı şeyler bitiyor. Sensei kendini taşıyabilmeli. Eğer içtikten sonra madara olacaksa onu içmemeli. Çay içer gibi içip gidecekse, tabii talebelerinin gözünde küçük düşmeyecek bir pozisyona girmesi onun için daha iyi olur diye düşünüyorum.


...Tabii bu anlattığım Kasuya Sensei ile Kanazawa Sensei'nin olayı! İşin bir kısmı, ikinci kısmıda daha var.


...İkinci kısmı nedir ?


...Kasuya Sensei hem S.K.I (Shotokan Karate Internasyonel) o zaman hem Teknik Direktörü, Kancho‘da başkan o zaman...


...Kasuya sensei semineri hiç bir zaman kesmedi.


Sensei Hayrettin Hamurcu rakibine Mawashi-Geri tekniğini uygularken...

...Ama başkan da yani Kancho’da seminer veriyordu, Avrupa’ya geldiğinde Sensei Akio Nagai ile birlikte verdiği bir çok kez seminerine ben bizzat katıldım.


...Tabii verecek, Başkan seminer verebilir. Bizim Türkiye'den Esat Başkan'da gitsin seminer versin!


...1985-1986'larda Kasuya Sensei var mıydı S.K.I'de?


...S.K.I'de vardı. O zaman Kasuya Sensei Dünya ve Avrupa Şampiyonaları'nda hep birinci oluyordu.


...Yarışmalarda Kata ve Kumitede hep birinciydi. 1983'den 1989'a kadar kata ve kumitede birinciydi.


...Aktif spor yaşamı bittikten sonra Başantrenör oldu değil mi ?


...S.K.I başına Chief İnstructor 1987’de geçti. Kanazawa Sensei Başkan olduğu için, mesela Kanazawa Sensei'de aynı şekilde o Avusturya'ya giderken, öteki Amerika'ya gidiyordu, o şekilde devam etti.


...Türkiye'ye 1989 senesinde ODTÜ'ye Kasım Demir Hoca'nın organize ettiği seminere dünyada ilk kez beraber olarak, Kasuya Sensei ve Kanazawa geldiler. Hatta Kanazawa Sensei dediki; "Biz hiç bir araya gelmemiştik, beraber seminer vermemiştik" Yani ilk ortak berabere çalışıyorlar. Bize o zaman öyle söylemişti.


KANCHO KANAZAWA, 35 YAŞINDAKİ OĞLUNU S.K.İ.NİN KANCHO‘SU YAPMAK İSTİYOR!..


...Başka bir diğer olayda Kasuya Sensei’nin dediği gibi Kanazawa Sensei bir başka yere gidiyor, o başka bir yere gidiyor. Sonuçta bu işin sekreterya kısmı. Giren paraları çıkan paraları diplomaları kazancı karı-zararı muhasebe kısmınıda Kasuya Sensei tutuyor. Gördüğü bazı aksaklılardan dolayı SKİ den ayrılarak kendi Organizasyonu nu kurmuştur. Kanazawa Sensei'nin bu aksaklıklardan dolayı hesap veremediğini bana bizzat konuşmalarda önemli nedenlerden birisininde bu olduğunu, söylemiştir.

WSKF seminer faaliyetlerine önem veriyor ve Hamurcu bu seminerlere bulunmaya özen gösteriyor!

...

...Kanazawa başkanıysa bende başantrenörüyüm, bazı nedenlerden dolayı Böyle rahatsızlıklar olduğunu ve Kanazawa Sensei’de biraz ailesine düşkün olduğu çocuklarını mocuklarını, daha dünkü çocukları acil taraftan ileri çıkartmak istiyor, fakat eski hocalar vardır. Böyle S.K.I.’nin bünyesinde çok eski Koga sensei var, Kawazeo sensei var, başka hocalar var.

Sensei Osaka var. Bir sürü eski hocalar var. Kanazawa Sensei oğullarını onları önüne iter gibi pozisyonlar falan olmuştu. Onlarda hiyerarşik düzene ters davrandığından Kanazawa Sensei eleştiriler almıştı.

 

...Ne gibi hiyerarşik durumlar, Sizce Kancho oğlunumu empoze etmek istiyor?


Tabii Tabii empoze! Şu oğlunu şimdi düşünün. Bizim Osmanlı İmparatorluğu gibi diyelim. Aileden soyadı’ ‘‘Kanazawa‘‘ ise sorun yok! Ama bu işe emek vermiş eskiler, Kancho Kanazawa ile aynı kıdemde 8-9 dan‘dı adamlar. Sensei Akio Nagai var. Nagai sensei bugün 9. Dan‘dır.Miura Sensei var Şimdi Kanazawa’nın oğlu bugün 35 yaşında! 35 yaşındaki oğlunu Sensei Nagai’nin başına mı geçirecek?.. Bu ters yani, anlatabildim mi? Allah geçinden versin tabii, Allah’ın taktiri bilemeyiz tabi, Kanazawa’dan sonra S.K.I sağlıklı gitmez. Çok büyük dağılmalar olur! Mesela 2007’de Japonya’daydık.Şimdiki Chief instructor var, Murakami Sensei… Murakami Sensei, Kasuya Sensei’nin esasen talebesidir. Kasuya Sensei ayrıldığı zaman orda kaldı. Kasuya Sensei’den boşalan yere geçmek için!.. Murakami Sensei ile ben bizzat görüştüm. O zaman o da rahatsızdı, ayrılmak istiyordu! Ben ona dedimki; “İstiyorsan gel bizimle çalış!” dedim, “Belli olmaz, biraz sorunlarım var. Sorunlarımı Kanazawa sihan gidermezse ayrılabilirim, o zaman konuşuruz” demişti.


...Yani S.K.I'den WSKF'ye geçmesinimi teklif ettiniz?


SENSEİ MURAKABİ’YE WSKF’YE KATILMASINI TEKLİF ETTİM!..


...O benim teklifim, “Bizde çalış, seni orada mutsuz görüyorum” dedim. Oda bana ‘ “Belli olmaz bazı şeylerim var. Onları yerine getirmezlerse ayrılmayı düşünebilirim” dedi. Ama Kanazawa Sensei ölmeden bu taksimatı yaptı. 35 yaşındaki oğlunu Kanco yaptı, kendisinden sonra paylaşımını yaptı. Yani Shotokan Karate İnternasyonel’deki paylaşımı yaptı.


Sensei Hamurcu küçük bir öğrecinin tekniğini düzeltiyor...

...Bu arada Editör Vural YILMAZ’da çarpraz ateşe girerek Sensei Hayrettin HAMURCU’ya şöyle bir soru yöneltiyor; Hocam WSKF ve WSKU (World Shotokan Karate Union)'da önemli bir göreviniz var. Siz Avrupa ve Dünya karatesini gözlemleme fırsatı buluyorsunuz.

...Bu bilgilerinizden yola çıkarak Türk karatesini,dünya Karatesinin neresinde görüyorsunuz?


Traditional Karate sınfta kalmıştır!..


Sensei Hayrettin HAMURCU soruya şu şekilde açıklık getiriyor; Şöyle genel gireyim. Sportif karatede Dünyada ilk 3’te, ilk 5’te her zaman. Dünyada ilk üçte, ilk beşte sportif karatede ama ananevi karatede, Türkiye sınıfta kalmış durumda! Ananevi karatede iyi bir noktada değiliz. Bu da neden kaynaklanıyor? Türkiye’de ‘Silah icad oldu, mertlik bozuldu’ diyorlar. Oy çıktı, antrenörlerimiz çalışmıyor! Antrenörlerimiz şuna çalışıyor; ‘Nasıl 5 tane kulüp elde ederimde, oy hakkım olurda teknik kurula girerim veya ben milli takım antrenörü olurum. Ama artık hiç bir antrenör şunu gözlemlemiyor; ‘Ben bu iş için ehil bir insanmıyım? Ben uluslararası düzeyde ilişki kurabilecek düzeydemiyim? Yabancı dil gerekli değil! Bazen uluslararası şeylerden insanlarla diyalog kurabiliyormuyum, önemli olan budur… Bazı konularda adamlar insanlar elle kolla anlaşabiliyor.

 

SEVENİMİZ, SEVMEYENİMİZDEN FAZLADIR !..


...Bende anadolu çocuğuyum, bende orada kalıp kendimi geliştirmemiş olsaydım, gelişimimi tamamlamamış olurdum, ama ben İstanbul’da çok varlıklı ailenin cocuğu değildim. İstanbul‘a geldim, burada hayatı yaşadım, burada tecrübeler edindim, burada spora başladım. Uluslararası gezmediğim ülke kalmadı. Bir dönem Almanya’da yaşadım. Bundesliga‘larda dövüştüm. 94-95’lerde böyle ilişkilerim var. Allah’a şükür sevenimiz fazladır, sevmeyenimizden!


...Editör Vural YILMAZ: WSKF Türkiye olarak faaliyetleriniz?


TÜRK KARATESİNİN %70’i, WSKF ÜYESİDİR !..


Shihan Hitoshi Kasuya & Hayrettin Hamurcu

”WSKF’nın Türkiye olarak şu anda karate camiasının içinde olan antrenörlerimiz ve hakemlerimizin yüzde 70’i WSKF’lidir. Şu anda haa bu adamların içinde yeni üyeler vardır. Bunlar WSKF’nin politikasını felsefesini anlamamışlardır, benimsememişlerdir, biz bunlara yavaş eğitim seminerleri veriyoruz. Evvelki hafta hocalarımız Sensei Kasım DEMİR ve Sensei Cumali SARIDOĞAN Diyarbakır’da seminer verdi. Ben işlerimden dolayı gidememiştim. İzmir’de bir seminer verdik. Her ay değişik illerde iki tane seminerimiz var.

Sakarya da Türkiye’de ilk kez yapılacak.Türkiye Shotokan Karate Şampiyonası yapılacak Öyle tahmin ediyorumki, federasyonunumuzda gerekli desteğini sağlayarak 1500 sporcu katılacaktır. Yani camianın yüzde 90’ı Shoto-kan ‘cı‘‘…

...Bu noktada şunu sormak istiyorum. Türkiye Karate Federasyonunun desteğinden bahsettiniz. Bu destek sadece manevi boyutta mı kalıyor, maddi destek var mı?

...

‘‘Federasyon yapısı gereği maddi destek sağlayamıyor. Ben bunun olması için çok çaba sarfediyorum. Çok uğraşıyorum, bir çok yönetim kurulu üyeleriyle konuşuyorum. Diyorumki; yabancı ülkeler federasyonu olan çoğu ülkelerde de bu işler özeldir şirket gibidir. Devlet desteği olan ülkeler azdır. Yani dünyada 4-5 tane ülkedir yani bilemiyorum. Kominizim ülkeleridir, onu devam ettiren ülkeler.

Biz üvey evlat değiliz ama bütçe vermiyorlar! ‘‘

 

...Bu arada Sensei Sadettin ÖZGENÇ, çarpraz ateş altındaki Sensei Hayrettin HAMURCU’ya, Türk karatesinin önderi Shihan Hakkı KOŞAR ile konu hakkında paralellik olduğunu, şöyle ifade ediyor. ‘‘Saygıdeğer hocamız Hakkı KOŞAR ile yaptığım bir mülakatta diyorki; Sadece bize vize konusunda yardımcı oluyorlar. Onu alsakta oluyor, almasakta oluyor! Yani,‘‘Yurt dışına çıkışta mahsur yoktur‘‘ şeklinde mühür alıyoruz."


‘‘Ben onu okumuştum… Benim konum Hakkı Hoca’dan farklı!..


...Nasıl yani, açıklık getirirmisin?


‘‘Onun adı Hakkı KOŞAR, getirdiği kendi spor kulübü, KSKC Spor Kulübü’nü götürüyor. Ben Türkiye’nin çeşitli illerinden insanlar götürüyorum. Yani şöyle; Hakkı KOŞAR hocamız, Kanco hocamız kendi spor kulübünün, kendi öğrencilerinden seçerek bu hakkını kullanarak götürüyor. Bense şampiyona yapıyorum. Şampiyona da kim kazanıyorsa onu götürüyorum.‘‘


Hamurcu, zaman zaman özel antrenman yapıyor...

...Editör V.Y: Eğer bir stil Türkiye'ye geldiyse, yerleşmesi zaman alacaktır.

 


‘‘Zaman olarak ona bir şey söylemiyorum. Hakkı hocamızın ben bilmiyorum, bu konuda çalışması var mı ? Türkiye genelinde Fudokan’ı yaymak gibi düşüncesi de var mı? Şahsen Bilmiyorum.

Hakkı Hocaya saygısızlık edilmemeli.‘‘

 

Estağfurullah... Estağfurullah...Şimdi ‚‘‘Uke‘‘ kendini savunuyor, biz saldırıyoruz!


...‘‘Sensei Hayrettin HAMURCU: Haa... Haa... Haa...‘‘


...V.Y: Hocam şöyle bir şey var! Sanırım sizin, yada diğer organizasyonların geçen yıl yada bir önceki yıl verdikleri seminerleri tanıdı. Bunları antrenörlük belgeleri yada bir takım yerlerde kriter olarak aldı.


..

‘‘O Federasyon olarak değil, Eğitim Dairesi’nin (Bir yanlış bilgi var) Türkiye’de ilk uygulayan benim. Hatta beşinci kademe antrenörlük kursunda 2009’da Adana’da 15-20 kişi girdik.Türkiye’nin ileri gelen hocaları hepsi içerisinde kursa eğitim dairesinden gelen görevliler bize dediki; Bu gibi seminerlere girmeniz için 2-3 ulusal yada uluslararası seminere katıldığınıza dair belge, spor konulu,sadece karate değil, panel olabilir‘‘…

Bunun çok işe yaradığını düşünmüyorum. O belgeyi, şurda bir adam takım elbiseli gitmiş bir panel vermiş spor konulu üniversitede. Biriside onu ordan almış, gitmiş kursta koymuş, hangi derece gerçekçi? Ne derece şey ama, bizde bir var şey var, adet yerini bulsun!.‘‘


...WSKU-WSKF arasındaki fark nedir ?


...‘‘WSKF tamamen geleneksel tarzda bir şey… Yani İAKF ruhuna göre yapılır. Tamamen Shotokan şeyine göredir. Yani biraz daha geleneksel yapıdan taviz vermeden WSKU’da işin tamamen WKF ile aynı paralelde gibi işin sportif kısmını,bugün aileler olarak düşünürsek,genç çocukları ufak çocukları çok fazla vurdulu kırdılı, ağız burun dağılmış (eskiden bizim dağılır bir şekilde) kimse çocuğunu spora göndermez. Dolayısıyla bu WSKF biraz daha profesyonellerin dövüşü diyelim. Biraz daha kontrol isteyen şey ama WSKU’da sportif boyutta bir organizasyon.‘‘


...WSKF'nin faaliyet proğramı yoğun gözüküyor...


DÜNYA SHOTO-KAN KARATE ŞAMPİYONASI AĞUSTOS’DA JAPONYA’DA YAPILACAKTIR!..


‘‘Bu yıl yaklaşık 15 ilde eğitim seminerlerimiz var. Bir tane doğu ve güneydoğu illerini kapsayan… İllerarası Bilecik’te yapılacak. Urfa Bilecik’te doğu ve güneydoğu illerini kapsayan İllerarası Karate Turnuvası var. Onun tarihi muhtelif, onu yaz aylarında düşünüyorum. Çünkü orada okullar, yurtlar falan tatil olduktan sonra olsun diyorum. Konaklama açısından sorun yaşamayalım.Ağustos ayında Japonya’da Dünya Shotokan Federasyonu’nun şampiyonası var. Yine Temmuz ayında WSKU’nun Moskova’da Dünya Şampiyonası var. Milli Takım düzeyinde onada iştirak edeceğiz. Türkiyeden takım oluşturacağız. Biliyorsunuz WSKU’nun Başkanı Esat

Shihan KASUYA,Türk milli takımı ile bir hatra fotoğrafı çektirdi.
Delihasan. Türkiye Karate Federasyonu Başkanı Esat Başkan’la konuştum, ona güzel bir takım hazırlayıp güzel bir şekilde hakemimiz, antrenörümüz,sporcumuzla kendi kurucusu olduğumuz organizasyonda, güzel bir şekilde ülkemizi temsil etmek üzere katılacağız. WSKF’de üyelerimizin içinde yapacağımız organizasyon Japonya’da,dediğim gibi bütçemiz yok, kendimiz oluşturuyoruz. Sponsorlar buluyoruz,arkadaşlarımızı dostlarımızı devreye sokuyoruz.Geçmiş yıllarda ben 20-25 kişi Japonya’ya götürdüm. Yani bir hafta 10 gün süre ile maçlara götürdüm.Bir iki senedir işlerden dolayı hızımızda yavaşlama var. Bende bunun farkındayım, bu konuda kendimi eleştireyim. Bu sene şampiyonaya 15-20 kişilik ekiple gideceğiz diye düşünüyorum.‘‘

TÜRKİYE’DE FUDOKAN’IN ESAMESİ BİLE YOK!..


”Esat Başkan ve yönetimdeki arkadaşlarla konuştum ve dedim ki; “Siz yönetim kurulu olarak bir karar alın, TKF haricindeki bu organizasyonlar JKA var, SKI var, WSKF var. TKF’den sonra WSKF geliyor! Türkiye’de Hakkı Hoca’nın organizasyonunun esamesi bile yok.Yok,ne yapayım?

Türkiye’de aktivite olmadığı için bu bilinmiyor pek fazla!.‘‘

 

...Burada üç organizasyon WSKF, JKA, SKI... Eğer bir maddi destek arayışı varsa, bu konuda birlikte hareket etmeleri gerekmez mi?


‘‘Ben diğer organizasyon olan JKA‘cılar ile konuştum, dedimki; “Gelin federasyona yönetim toplantılarında bir önerge verelim. Arkadaşlar sizin bütçeniz 2 trilyon mu? Bize yılda 100 bin dolar bütçe ayırın ve başımızada yönetimden bir denetmen verin, denetlesin. Bizim maçlarımıza gözlemci gönderin, harcırahı mutemet gönderin,bunlar yapsınlar.‘‘ Genel müdürlükler, federasyon başkanıda benim fikrime katıldığını söyledi, ama GSGM’nin yapısı buna müsait değil. “Size bu parayı ödeyemeyiz” dediler. Yani GSGM’nin yapısından dolayı ödenmiyor. Özerkiz,ama sözde özerkiz !.‘‘


...Söz Türkiye Karate Federasyonu'ndan açılmışken ben diğer stillerle ilgili yönetim kurulunun geçen sene almış olduğu kararı sormak istiyorum. Diğer stiller ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Yani Kyokushin, Ashihara, Hakkı Hoca'nın stili!


‘‘Esasta biz federasyon bünyesinde yer alıyoruz zaten. WSKF olarak Federasyonun düzenlemiş olduğu maçlara katılıyoruz. Benim üyelerimin hepside katılıyor ama o TKF’nin faaliyeti oluyor, WSKF’nin faaliyeti değil. TKF’nin faaliyetlerine biz iştirak ediyoruz,organizasyon olarak, kulüp olarak, birey olarak,bizde herkes iştirak ediyor.



Türkiye'nin Senseileri SİYAHKUŞAK'ta buluşuyor! Sensei Sadettin Özgenç, Sensei Hayrettin Hamurcu
ve Editör Vural Yılmaz röportaj için
Taksim'de buluştu... Karate bir çok yönüyle masaya yatırıldı.


İki Sensei, SİYAHKUŞAK Objektifine bu pozu verdi. Atatürk Anıtı önünde ki bu resim daha bir anlamlı durdu.


Ve gard pozisyonundaki iki Sensei'den gövde göstersi! WSKF Lideri H. Hamurcu Türk karatesine sağladığı katkılar ile dikkat çekerken, yazarımız S. Özgenç'de karatenin bayrağını Avrupa'da taşıyan bir diğer isim oldu.

 

Burda diğer stillerle alakalı bölüme geldiniz. Türkiye’de diğer stiller çok dağınık!.. Başları biraz tabiri caizse şey olacak? Baş kıç olmuş, kıç baş olmuş, çok karışık bir şey! Kyokushin’in Türkiye’de temsilcisi kim? Bir tanesi çıkıyor benim diyor, başka bir tanesi benim diyor. Biri çıkıyor “80 yılında bendim” diyor. Yani bu biraz karışık.

Organizasyon bozukluğu olduğu gibi, başlarında belirliliği yok. Bir tanesi gidiyor bir turnuvaya, bir organizasyona, dönüyor ben “Kancho” oldum diyor. Bir tanesi geliyor “ben Shihan oldum” diyor, soke oldum diyor. Yaaa, kimsin sen? Ben seni hiç görmedim, tanımıyorum. Soke! Soke ne demek?‘‘

 

...V.Y: Kyokushin'de bölünmeler var! Bu bölünmeden doğan organizasyonlardan birini yetkilisi Sensei Rahim Kahraman... Onun resmi statüsü var.


‘‘Gözlemlerimi söyleyeceğim. Rahim Hoca ile biryerde konuşmuştum bana kendisinin yetkili olduğunu elinde belgesi bile olduğunu söylemişti Avrupa’da ki bir organizasyonun Japonya’da ki organizasyonun temsilciliğini almış ama o zaman Rahim Kahraman diyelim. Arkadaş diğer piyasada bir sürü adam var. Onların hiç biri Rahim Kahraman’ı tanımıyor! Rahim Kahraman’nın bünyesine girip çalışmıyorlar.


BUDOKAİ DİYE BİR ŞEY YOK, GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KANDIRDILAR!..


WSKF’de biliyorlar Hayrettin olarak, gelip çalışıyorlar. Arkadaşları Rahim Kahraman’ı bilmiyorlar mı? Gitsinler onunla çalışsınlar, veya x bir adam, kimse başı! Yani bunlarda bir çok başlılık var. Federasyon olarak bunları federasyon bünyesine alacaksak, bu arkadaşların öncelikle oturup onu Ashihara, Budokai diye yani biraz komik olacak ama Budokai diye branş yok. Genel müdürlüğe yutturdular, sattılar, nasıl yaptılarsa bende bilmiyorum, Budokai diye birşey!‘‘


...V.Y; Ashihara, Kyokushin, Enjın vb. karate stilleri Budokai grubu olarak toplanabilir ama Budokai'nin bir branş olması mümkün değil! Hatta Budokaido şeklinde şeklinde bir ifade var!


ASHİHARA’NIN JAPONYA’DA BİLE FEDERASYONU YOK!..


‘‘Bunları yapan kim? Olimpik karate istiyorlarsa o diğer branşlardaki arkadaşlar o zaman WKF’ye gelecekler. WSKF’ye demiyorum, WKF’ye gelecekler. Eğer istemiyorlarsa, başka kılıflar uydurmaya gerek yok! Yani Budokaido, Ashiharado, Ashihara… Arkadaşlar eleştirmiş gibi olmayayım ama konumun dışında bir konu ama shotokanla alakalı konuşmayı tercih ederim ama dünyada, Japonya’da bile federasyonu yok. Yani kurucusu Hideyeku Ashihara, o adam bile bu Japonya’da organizasyon adı altında kurmuş. Federasyon yok, öyle bir şey yok! Ama bizim Türkiye‘de genel müdürlüğü bile birileri kandırdı! Federasyon diye buna bir kılıflar buldular, Ankara’da güçlü adamları olanlar organize ettiler, bu işi yutturdular!‘‘

 

...Ülkemizde Soke'ler-Kahnco‘lar doğdu, bunları nasıl karşılıyorsunuz?


‘‘Bence Türkiye’de herkes Sensei’dir! Altıncı dandan yukarı (resmi altıncı dan) ben çok duyuyorum, “9.Dan pofesör” diyor kendine! Yaa ne profesörü bu adam, acaba doktor muydu bu adam? ‘Profesör’ diyor!

Shotokan’da kimsenin öyle bir derdi yok. Shotokan’da herkes Sensei’dir, Senpai’dir. Bir tane Kancho‘muz vardır, adı Hakkı Koşar’dır. Başkada yoktur. Diğerleri, hepsi hocalarımdır. kendi hocamda dahil olmak üzere şihandırlar. Hakkı Hoca Kancho’dur. Hakkı Hoca’yı hocalarımızla aynı sınıfa koymamak lazım. Hakkı Hoca Kancho, hocalarımız şihan, bizlerde Sensei’yiz. Bunun sınıfını böyle sınıflandırmak benim kanımca daha doğru olur.


TÜRKİYE’DE ÖNÜNE GELEN, BEN KANCHO’YUM, SOKE’YİM DİYOR,

BU GİBİ SÖYLEMLER YANLIŞTIR!...

Yani şimdi facebook çıktı, her gün görüyorum, takip ediyorum; Soke, Grandmasterlar, yeni Kancholar bir sürü! Farklı farklı şeyler görüyorum ve bunlara gülüyorum. Bunların olmaması lazım, iyi şeyler değil bunlar! Bunları denetleyici, bu insanları bir denetleyici mekanizmayı federasyonun mutlaka kurması farz olmuştur, neden? Önüne gelen diyorki; “Ben Kancho‘yum, ben Shihan‘ım, ben şu Soke‘yim” bu yanlış!

O arkadaşlara tavsiyem hiç kimse kendini çok fazla abartmasın.

Diğer stiller konusunda ümitli değilim. Tekrar edeyim; Diğer stillerden Federasyona müracat etmişler, ‘‘Dan‘‘ denkliği için, toplasan 50 taneyi geçmemiş!.. Ne oldu bu kadar stil? Hani federasyona bağlanmak istiyorlardı? Hani aktif olmak istiyorlardı? Ama öbür taraftan adam müracat etse, denkliğine 9. Dan olarak lanse etmiş, federasyonda adamın danı 4.Dan en fazla 5.Dan verebiliriz, 6.Dan veremeyiz diyecek! Prosedür bunu gerektiriyor. Ne yapacaklar o zaman? Kimse müracat etmedi doğru düzgün. Çok azımsanacak bir grup müracat etti.

Onların federasyonu nerede? Biz bilmiyoruzki. Kendileri kurmuşlar bir bir dernek çatısı altında federasyon, 3-5 tane kulüpten üye toplamışlar bu kadar. Bunun başka bir geçerliliği yok, bunun bir bütçesi yok, uluslararası geçerliliği yok!‘‘

 

...Başkan Esat Delihasan Karate Milli Takımı'nın Teknik Direktörü iken istifa etti ve başkanlık seçimine girerek kazandı. 2. yılı devirdi ve 3. yıldayız... Esat Delihasan'ın yönetimini ve federasyonun faaliyetlerini nasıl buluyorsun? Başarılı bir yönetim var mı?


‘‘Esat Delihasan başkanımız, bu işe (İdarecilik çok farklı bir şeydir) teknik adamlıktan geldi. Teknik adamlık farklı bir şeydir. İlk seneyi insanları dinleyerek geçirdi diyeyim, ama ilk bir senede çok eleştirilecek bir şey yok. Her şey güzel geçti. Uluslararası dereceler çok güzeldi. Sportif arenada karateyi çok iyi yerlere getirdik. Bugün devletin vermiş olduğu bütçeyi çok güzel kullanıyor, uluslararası dış ilişkilerde çok güzel yerlere geldik. Biliyorsunuz, WKF’nin yönetim kurulu üyeliğine seçildi. Hemde yüksek oy oranıyla seçildi. Buda gayet güzel oldu.‘‘


...V. Yılmaz çarpraz ateşe devam ediyor ve Sensei Hamurcu’yu köşeye sıkıştırmaya çalışıyor; Esat başkan WKF Yönetim Kuruluna girince Türk karatesinin Avrupa ve Dünya karatesinde daha etkili olacağına yönelik bir görüş var! Bu böyle midir? Yönetime giren bir üyemiz acaba nasıl katkı sağlar?


‘‘Yok öyle değil. Öyle olsaydı geçmişte Aydoğan Çelik‘de öyleydi. Bunu şöyle düşünelim; Birleşmiş Milletlere Türkiye’den bir yönetici girdi, Türkiye’den Nato’ya bir yönetici girdi, Avrupa Birliği’ne Türkiye’den bir temsilci girdi. Türkiye Avrupa Birliği’ne alındı! Oradaki sadece bir temsilci! Oranın WKF’nin yönetiminde olacakki işlerin yapılmasında orada bir taş da Esat Delihasan oldu. Masanın ayaklarından biride Esat Delihasan oldu ama bunun Türkiye için artıları olur mu? Elbette olur! Organizasyonların Türkiye’ye daha çok verilmesini sağlar. Federasyon Başkanı maçların daha çok Türkiye’de yapılmasını sağlar. Daha çok reklam olur diye düşünüyorum ama beni ilgilendiren kısmı o değil! Beni ilgilendiren kısmı Federasyon Anadolu’da ülkemin her kesimine karateyi yayabiliyor mu?Bu sene Avrupa Şampiyonu olmuş takım beni ilgilendirmiyor. Avrupa Şampiyonu olursu reklamın bir hafta sürüyor ama Anadolu’da yaptığın bir öğrencinin gelişimi ile alakalı, bir salonun ilerlemesiyle alakalı yaptığın bir eğitim ondan sonraki kuşaklarada katkı sağlayacak ama bir derecenin ülke olarak bayrağımızı göndere çekiyor, bu sevinçler bitiyor. Benim için öbür şeyler daha önemli.‘‘


...Sensei Özgenç; Peki Türk karatesinde “Do” kaldı mı?


“Do” kalmadı, Allah rahmet eylesin !..


‘‘Hocalarımızın kendini çok geliştirmemeleri, tamamen sportif boyuta yöneldiklerinden sportif başarılarla kendilerini toplum içinde kendilerini daha iyi lanse edebildiklerinden dolayı Do’yu unuttuk. Do kalmadı. Do’yu bugün Türkiye’de uygulayan 5 tane adam yoktur.‘‘

 

...Editör Yılmaz; Az önce Federasyon ilk 1. yılını emekleme dönemi olarak geçirdi, demiştiniz. Sanırım o sıra federasyonda bir takım istifalar yaşandı. Acaba bu bir yaprak dökümü müydü?


‘‘Yok, yaprak dökümü değil! O bir yılı dedim ya, yönetici olmak farklı bir şey, idareci olmak farklı bir şey, teknik adam olmak farklı bir şey. Şimdi iyi bir teknik adam iyi bir idareci olacak diye bir kaide yok. Çünkü insanlar yanlış yapabilir, birisi gelip sana farklı davranabilir. Sen onu yanına alabilirsin. Belki bir zaman sonra kafanda canlandırdığında ona biçtiğin rolde uygun olmadığını düşünürsün, hayal kırıklığına uğrarsın! Ama Federasyon ile alakalı, yeni başkanla alakalı,gayet güzel götürüyor işi… Ben öyle tahmin ediyorum. Herhalde 1’5 sene sonra 2012’nin sonunda seçim yapılır diye düşünüyorum. 2013 Nisan sonuna kadar seçim yapılır. 1’5 sene yada 2 sene gibi bir zaman dilimi var.

...Türk karatesi kurulduğundan beri alınmış en güzel başarılara Esat başkanın zamanında alındı alınan başarıları birazda içeriye doğru kaydırdığı zaman, Anadolu’ya doğru seferberlik yaparsa, ben öyle tahmin ediyorumki; karşısına 2012-2013 yılında rakip olarakta kimsenin çıkacağını zannetmiyorum.


...Bir Ashiharacı, bir Kyokushinci veya Enshın Karate çalışan sporcumuz (Siz shotokan çalıştığınız için soruyorum) Avrupa'da derece yaptı ve madalya kazandı! Sevinir misiniz?

 

Uluslararası derece yapan herkese sevinirim ama Ashihara ve Kyokushin’in genelde Rusya ve Hollanda’da çok popüler, diğer ülkelerde çok da popüler değil. Çünkü sert nakavt sistemine göre gittiği için… Ashihara Avrupa genelinde yok gibi birşey! Yani kulüp bazında hiç bir ülkede şey değil.


Enshın Karate diye bir şey yok! Ashihara ve Kyokushin’den bazı arkadaşlar Enjın diye bir şey çıkartmışlardır.


Saido diye var ama Enshın diye bir karate, federe olan bir şey yok. Yok öyle, kulüp bazındadırlar.


S.Özgenç soruyor; Dojolarda sporcular yarış atı gibi kumiteye yani şampiyonalara hazırlanıyor iddialarını kabul ediyormusun ?


‘‘Bende o konuya girecektim. İşin ‘‘‘Do‘‘sundan uzaklaşılmıştır tamamen… Bir sporcu şimdi 10 yaşında, çocuk 8 yaşında karateye başlamış, 10 yaşında bir çocuk!..2 senelik çocuğa süper katalar çizdiriliyor. Yani çocuk emeklemeden uçmayı öğretiyorlar. Bu yanlış bir şey! Ama oda nedir? Hakemler şova yönelik şeylere puan verdiği için o çocuğa temel Heian Godan,Heian Nidan katası öğretilmeden o çocuğa direk olarak süper kataları yarışmalarda kazansın diye, bunlar öğretiliyor.

Bunu şuna benzetiyorum; çocuk okula başlıyor, 4-5. Sınıftan orta okul, liseyi okumadan üniversiteye sokuyoruz. Çocuk belli bir zamandan sonra bu işin ilmini almadığı için bıraktıktan sonra okul çağları başlıyor. Çocuk lise üniversite derken karateyi bırakıyor. Ondan sonra diyorki; “Geçmişte bende karate yapmıştım.” Ama çocuğun yaşam boyu karateye devam etmesi için o çocuğu temelden yetiştirmemiz lazım diye düşünüyorum.

...Son zamanlarda dojolarda ve talebe sayısında epey azalmalar gündemde, bu size göre neden kaynaklanıyor?

‘‘Hocam, valla özel salonlar ömrünü tamamladı. Şimdi belediyeler bu işe el attı. Özel sektöre, işte özel kuruluşlar, polis teşkilatı olsun, itfaiyesidir, belediyesidir 50 bin tane şeydir. Kulüp kurdular.Haa, bunların iyiliği oldu mu? Oldu. Niye oldu? Oraya 5-10 tane adama istihdam sağladılar. Geçimini kazanmak için ekmeğini kazanmak için 5-10 antrenöre iş imkanı sağladılar, güvenceleri oldu.


Bu arada bunu yaparken özel salonlardaki şeyler ayakta duran salonlar öldü maalesef! Çünkü özel salon kirasını mı ödesin, elektiriğini-suyunu mu ödesin, reklamını mı yapsın,vergisini mi versin, tanıtımını mı yapsın, ders mi versin, ailesine mi baksın… 7-8 tane tane sorunla aş başa! Öbür taraftan belediye tesislerinde elektrik derdi yok, su derdi yok. Sıcak ortam, klimalı ortam, kalorifer iyi, vs.


Tatami iyi, aylığını alıyorsun, sosyal güvencen var. Bedava ders veriyorsun. “Belediye bu işten kar mı sağlıyor” diyecek olursan zarar ediyor. Çünkü oraya bir antrenör alıp (hep eski mantık, çokta gülerim) antrenöre bir tane şef lazım, şef alıyor. Şefe müdür lazım, müdür alıyor. Ona bir tane müdür yardımcısı lazım, müdür yardımcısı alıyor.‘‘


...Yani kadro şişiyor!


‘‘Kadroların şişmesi gibi şeyler oluyor. Bir sürü insana rant açılıyor. Onlar sağlanacağına bence kurumlar, belediyeler şunu yapsınlar,(Benim şahsi düşüncemdir tabii,ukalalık yapmış olmayayım) Her ilçede kaç tane salon var? 10 tane salon mu? 10 tane salonun aylık kirasını versinler! Belediye olarak bunları karşılasalar, kira almasalar… 1000 lira mı? Kiraları verseler 10 bin lira! Oysa eminin o tesislerin 100 bin lira gideri oluyordur. O tesiste bu işi yapmakla işçi parasıdır, elektirik-su masrafı, yerdir, zamandır, mekandır… Hani o belediyeler bu işten zarar ediyor. Öbür türlü yapsalar, salonlara destek olsalar, onlarda yaşar diye düşünüyorum.‘‘

 

...Yanlışım varsa düzeltin! Ödül yönetmeliğinde milli takım antrenörü devletten şey alıyor! 'Prim' alıyor diyelim.


...10-15 sene yetiştirmişsin, talebemin Dojo antrenörüyüm, bana bir şey yok şeklinde yakınmalar mevcut,katılıyormusunuz?


O durum da bir vaka, ama kulübün sporcusu bir başka kulübe transfer olmuşsa o kulüpteyse o kulübün antrenörü o kulüpte ödül alıyor. Milli takım antrenörü kadar kulüpde alıyor.


MALESEF ÖDÜL YÖNETMELİĞİNDE TIRPANLAMA OLDU!..


”Sporcu o kulübü temsil ediyorsa, sporcu yetişmiştir, transfer olmuştur, başka kulübe onun geriye yönelik hocasına ödül gitmez.

Transfer etmiş, kendi kulübündeyse sporcunun aldığı ödülün 3’te ikisi, 3’te biri oranında kulüp alıyor. Fakat özür dilerim, şimdi ödüller düştü. Şimdi bir Avrupa şampiyonu 10 bin lira ödül alıyor. 10 bin lira bugün neyine yetecek, onu yetiştiren bir hoca var.

Ben kendimle ilgili bir şey söyleyeyim. Yıl 2009, Fransa’ya,Avrupa şampiyonasında milli takımla beraber 3 sporcumuz derece yaptı. Dönüşte hesapta GSGM 3-5 ay oldu, hesabımıza 650 lira para yatırmışlar!"


...Bozdur bozdur harca!


...‘‘Antrenör olarak hesabımıza 650 lira yatmış. Bu ne ise, ödüllere tamamen tırpanlama oldu.‘‘


...Bu tırpanlama bayağı oldu. Cumhuriyet altını veriliyordu, araba veriliyordu.


...‘‘Eskiden çok iyiydi ama sonradan bölündü. Karate olimpik değil. Olimpik sporculara bu ödüller veriliyor. Olimpik olmayan sporlara bu düştü.


...Olimpik olmadığı için ayırım yapılıyor!‘‘


...Doğru buluyor musunuz?

.

‘‘Valla doğru bulmuyorum. Aslında ben devletin desteğinide doğru bulmuyorum. Hiç destek olmasa daha doğru olur. Tabi şimdi farklı bir konuya geldik!

Diyorumki şöyle destek olmasa; Biliyorsunuz kominizm ülkelerinde devlet destekli yapılıyor bu işler. Bugün Almanya’da devlet destek mi oluyor? Federasyonun kendi bütçesi var, kendi yağıyla kavruluyor. Devlette, atıyorum taş çatlasa 100 bin Euro para veriyordur! (Bilmediğimden atıyorum diyelim) ama bizim Federasyon‘daki bir çok arkadaşımız kızarlar, ama bizim federasyonumuzun bütcesi 1 milyon dolar! 1 yıllık bütçesi 1 milyon dolar! 1 trilyonuda karttır, kuşaktır, kimliktir, odur, budur, para var. 1 milyon dolar 1.5 trilyon yapar. 2.5-3 trilyon bütçemiz var. Bu bütçe ile Federasyonumuz iyi bir şekilde idare ediliyor şu anda!‘‘


...Bu şekilde karatenin Türkiye’de ilerlememesi için bir sebep yok. Her imkan sağlanmış demektir.


‘‘Aslında bunlar bizide devletten yana sıkmasa tam özerk yapsalar, Federasyon olarak, artı WSKF olarak, artı diğe organizasyonlar olarak tam özerk yapsalar, kendi bütçemizi oluşturabiliriz. Şimdi 2000’den fazla üyem var. 2000 tane üyeyle ben federasyon bile kurabilirim. Ama devlet bu konuda bazı şeylerde kısıyor tabi!‘‘

 

...S.Özgenç; Simdi benim bazı duyumlarım var, (Kaynağımı açıklamak istemiyorum) WSKF, TKF’deki üyelerden alıntı yaparak şişirme kadro kuruyor şeklindeki iddaları kabul ediyormusun?


‘‘Şişirme değil hocam,o bizden ayrılan arkadaşların konuşmaları benim de kulağıma geliyor malzeme bu! Şimdi TKF’ye üye, ben o üyelere gidip (o üyelerle üyelik sözleşmem var) her organizasyonda olduğu gibi üyelik sözleşmemi okutuyorum. ‘Kardeş’ diyorum, benim şartım bu! Bana üye olacaksan üyelik şartlarını okuyacaksın,altına imzanı atacaksın. O formu alıyorum ve karara geçiriyorum.‘‘


WSKF TÜRKİYENİN EN KÖKLÜ ORGANİZASYONUDUR!..


 

Şimdi bu şişirme şekilde oluyorsa, başka organizasyonlarda yapsınlar.Yani insanın böyle şişirme işe alet olması için aptal olması lazım.İnsanlar neye geliyor? Ben onu söyleyeyim. Bunu duyan arkadaşlarımıza da cevap olsun. İnsanlar arkadaşlığa geliyor, maç yapmak istiyor, organizasyonlara katılmak istiyor. İnsanlar sensei Hitoshi Kasuya’nın kara kaşına kara gözüne gelmiyor. Çoğu üye olanların (diğer organizasyonlar içinde diyorum) JKA, S.K.I. içinde diyorum; Başındaki hocaları görmemişlerdir! Onların felsefesini, organizasyonların felsefesini bilmiyordur bile! Neye geliyordur? Bu Hayrettin’in kişisel arkadaşlığına geliyordur.Atıyorum Hakan Alpay’ın kişisel dostluğuna geliyordur.Hakkı Koşar ile olan ilişkisine, saygısına dayanarak geliyordur. Yani böyle bir şeyede ihtiyaç yok. İnsanlar bize geliyorsa bu insanların bize gösterdiği ile alakalıdır. Haa, bu arkadaşlar yanlış şekilde değerlendiriyorlar. Bu konuyu federasyon dahil olmak üzere diyorum, Federasyonun yüzde 70’i üye oldu. WSKF, Türkiye’nin en köklü organizasyonu! Niye en köklü organizasyon; JKA Türkiye’nin çok eski, çok çok eski hocalarımızın yetiştiği organizasyon ama bugün dünyada hocaları ayrıldı, bölünmeler oldu.Sensei Kagawa‘lar bölündü,sensei Abe‘ler bölündü! Daha niceleri var.


...Bende o konuya geleceğim; Shotokan neden böyle? Kanco S.K.I., Kasuya Sensei WSKF, atıyorum Yahara Sensei kendi stilini kurdu. Osaka Sensei bilmem, bir sürü parçalandı. Bunlar Shotokan’a ne yarar, ne zarar sağladılar,sizce artı ve eksiler nelerdir?


‘‘Shotokan çok büyük bir aile!.. Bu ailede mutlak bölünmeler olacaktır. Beşeriz,hepimizde aynı şeyleri yaşıyoruz.(İşimizi düşünelim) İşimizde yaşıyoruz, eşimizde yaşıyoruz. İyi yönde olan bölünmeler, iyi olan organizasyonlar ayakta kalacaktır. Bunlar bir dönem sonra ayıklanacaktır. Mesela Yahara Sensei JKA’da bir dönem çok popüler isimdi. Ama geçen dünya şampiyonasında seromonisini izledim, 4 tane ülke katılmış! Dünya şampiyonası düzenlemiş ama ismi var. Mesela Yahara Sensei değil, JKA’daki gruptaki gücü olsaydı JKA’dan onlar (Mahkeme kararıyla ayrıldı) ayrılmamış olsaydı, JKA’nın içinde kalabilirdi.

Bugün Kabugami JKA’da çok etkiliydi. Dahada küçük organizasyon konumuna geldi. İsmi çok büyük biliyorum ama organizasyon olarak küçük! Mesela Alman JKA’sından bağımsız çalışıyor her birisi. Kendisinin ismini kullanıyor. Ochi Sensei kendisine çalışıyor. Öbür adı JKA’ya kullanıyor ama desteği yok, öbür tarafta ismini kullanmıyor.

Türkiye’de de organizasyonlar (Ben 2000 bin senesinden beri organizasyonlar yapıyorum) bir Avrupa, bir Dünya, bir Uluslar arası, bir Balkan semineri-şampiyonası mutlaka ülkemizde yapıyoruz. Yani ben o emekleme dönemini çoktan geçtim. Şimdi yeni arkadaşlar bizden kopan arkadaşlar diğer organizasyon yapan arkadaşlar var. Bu arkadaşlar daha yolun başındalar!. Yani onlarda bir rüştünü ispat etsinler, ondan sonra iyiler-kötüler ayakta kalsın!

TKF’den sonra Türkiye’de WSKF var! WSKF’den sonra bir sıralama yapacak olursak, JKA var. JKA’dan sonra S.K.I. var. S.K.I.’ninde 8-10 tane kulübü var diyebilirim.‘‘

 

...Kancho Kanazawa‘nın dünya karatesinin efsanesidir. Allah uzun ömür versin, yaşıyor büyük bir efsane,kaybettiğimizde S.K.I.nın durumu ne olur sizce?


ŞAMPİYONA DÜZENLEMEK İÇİN DAİREMİ SATTIM !..

‘‘Dağılır! O benim şahsi görüşüm. Hatta bu şeyi (Kanazawa) anlatmışken çok ilginçtir!. Avusturalya’dan dostumuz Memduh Şanlı… 2007 senesinde Türkiye’ye gelmişti. O zaman Kanazawa’nın temsilciliği yok Türkiye’de… İstanbul’a geldi benim misafirim oldu. Kanazawa Sensei demiş; ‘Benim Türkiye’de temsilciliğim yok.’ Bununda çok zoruna gitmiş! Türkiye’ye geldiği zaman bana çok kez teklifte bulundu; ‘Gel bu işi Türkiye’de sana verelim, Kanawaza Sensei ile okeyleyelim, bu işin temsilciliğini sen al, Türkiye’de bu işi büyütelim, Türkiye’de çok güzel çalışmaların var. Ben burada Avrupa Şampiyonası yaptım. Uluslararası şampiyonalar çok yaptım. Her yaptığım şampiyonaya 10-15 tane ülke geliyor. Avrupa Şampiyonası yaptım,24 ülke geldi. Hamurcu olarak ben bunu sağlıyorsam, bu uğurda mütevazi olmaya gerek yok!.Diğer arkadaşlara bakıyorum, bir organizasyonlar yapsınlar, ceplerinden para harcamaya başlasınlar göreyim. Ben bu uğurda bir tane daire sattım! Bir şampiyona yapmak için 2005 senesinde bir daire sattım.Size ilk kez burada açıklıyorum,bunu kimse bilmez ama ben bunları yaşadım. Diğer arkadaşlarda kaybetsinler ondan sonra bakalım.

Çok emek lazım. Bugünlere kolay gelinmiyor.‘‘

 



...S.Özgenç ; 1985’te Kanco’nun seminer sonrası Türkiye Temsilciliğini teklifi şahsıma yapıldı. Sürekli Almanya’da yaşadığım için Türkiye Temsilciliğini nasıl yapabilirim? Ailem, çocuklarım burada Hatta Nagai Sensei‘de vardı. Bana maneviyattan başka getirisi olamazdı.Tercihimi ben buradan yana koymam gerekiyordu ve öyle de yaptım.


‘‘Onlar şimdi çok iyi takip ediyorlar. Japonların Türkiye’de temsilcilikleri yok, zorlarına gidiyordu. Kasuya Sensei ondan ayrılmış.

Bana teklifle geldiği zaman SKI, Türkiyede yok olduğu için birazda zorlarına gidiyordu! Aktif değiller ama Türkiye’nin yapısı farklı, kimse bunu bilmiyor. TKF bu Uluslararası federasyonların vermiş olduğu danları tanımıyor. Yani benim yurt dışında aldığım Dan benim bir işime yaramıyor açıkcası.Genel müdürlüğün kanunu şöyle; Yurt dışından Dan alıp onu denklik yapmak için yurt dışında 6 aydan fazla bulunduğunu, giriş çıkışını pasaportunla belgelemen lazım.‘‘



BAZI ŞARLATANLAR, PROFESÖR, KANCHO, SOKE, GRANDMASTER OLDUKLARINI İDDİA EDİYORLAR!...


...Adam Türkiye’den giderken 2’nci Dan (Ben genellikle diğer stillerdeki arkadaşlarda, onların kulağına söylüyorum) 2. Dan mı-3. Dan mı? Arkadaş bir hafta seminere gidiyor, belki toplasan 3 ders görmüyor, ‘beli ağrıyor, giriyor çıkıyor, yarısında benim gibi!’ ondan sonra o Dan geliyor. Yav bir haftada 2 Dan alınır mı? Kim vermiş bu Dan’ı sana! Bu böyle olmaz!


Bakın Ashihara ve Kyokushin’de hocalarımız var, arkadaşlarımız var; ‘9 Dan‘ım diyor, Grand Master‘im diyor, profesörüm diyor! 9. Dan‘ı kim verdi sana? Türkiye Cumhuriyeti Karate Federasyonu’ndan 4.Dan, adam 4.Dan! Rahatlıkla söyleyebilirim 9.Dan Grandmaster(!) Yaa kimsin kardeşim! Olmaz ya! Şarlatan sınıfına koyarım böyle şeyleri..!

 

...Eğer Ferhat Özsert bugün devam ediyor olsaydı, Ferhat Özsert’ide Kancho Hakkı Koşar ile aynı kefeye koyardık. Ferhat Özsert bugün 1985’de kaldı.1985’den bu zamana karate, teknoloji çok değişti. O beyinine, o zamanın teknolojisine, o zamanın bilimine göre Ferhat Özsert Shihan’dı ama orada kaldı. Bugün halen aktif 66-67 yaşında Hakkı Koşar karate yapıyorsa benim için o ‘Kancho’dur. Onun ötesi yalandır yani, herkes işine bakacak!‘‘


...S.Özgenç; Bir ara bir görüşmemizde demiştinizki bana;Kanco Hakkı Koşar devam etseydi arkasından giderdik, bizi yetim bıraktı! vb.


‘‘Hakkı Hoca Yugoslavlarla ile Yorgo‘ların grubuyla hareket etti, oda kendi jenerasyonuydu. Onun açısından,kendi penceresinden bakmak lazım. Hakkı Hoca bugün Türkiye’de Shotokan’ın başında olsaydı, bunun adına ‘Türk Shotokan Karate Birliği’ deseydi, işte böyle bir şey söyleseydi, yani Türk Shotokan Karate Organizasyonu deseydi…‘‘


...S.Özgenç; Hakkı Hoca ile görüştüğümüzde bana‘‘Ben Shotokan yapıyorum ama Fudokan,Yani rahmetli sensei H.Nishiyama’nın stili… Nasıl Yahara Sensei bir stil kurmuş, Kasuya Sensei, Kancho Kanazawa Shotokan adı altında organizasyon değişikliklerine gittiyse, Nishiyama’nın organizasyonu Fudokan! Bunun Avrupa Teknik Direktörlüğünü Yorga Sensei almış..! Ben JKA yaptım. JKA bir üniversite diyor, kendisi Fudokan yapıyor,bence tercih meselesidir…


.…‘‘JKA halen yaşıyor, neden onu yapmıyorda Fudokan’a geçiyor? Yorga..! Ben onu anlamıyorum.


KEŞKE HAKKI HOCAMIZ,YORGO’LARIN DEĞİLDE TÜRK SHOTOKAN KARATESİNİN BAŞINDA OLSAYDI,ARKASINDAN GİDERDİK !..


(Federasyon seçimleri oldu) seçimi kazanır-kazanmaz polis evine gittik, Esat Başkan, federasyondaki arkadaşlarımız beraber hızlı hızlı bir şey yapalım, gündem oluşsun, herkes fikir üretti. Hakkı Hoca’ya nasıl gazilere madalya olur, bunada karatenin en büyük nişanı ‘Onursal Başkan’ gibi oradaki arkadaşlardan çıkan ortak kararla (Denizli’deydi yanılmıyorsam) şampiyonanın akabinde Denizli’deki şampiyonada ilan etmek üzere karar çıktı. Hakkı hocamız hak etmiştir, ona yapılan büyük bir şey değildir. Bence bunu o hak etmiştir. Ben bunu tekrar ediyorum,keşke Hakkı hocam Türkiye’de Türkiye Shotokan’ın başında kalabilseydi, yapabilseydi, koruyabilseydi. Arkasından herkes giderdi. O da Fudokan’a gittiği için, uluslararası alanda boyutlarda yarışmalara gidiyor. İzliyorum bunları kendi kulübünden seçip gidiyor. Türkiye geneline yayılması söz konusu değil. Koşar Spor Kulübü olarak iştirak ediyor yarışmalara.. Öylede olunca bütünü kucaklayamaz.Biz bazen hiç hak etmediği halde Anadolu‘da karate gelişsin diye Diyarbakır’dan bir adım atarak alıp götürüyoruz. Hiç hak etmediği halde oradan..! Türkiye’ye bu adam döndüğü zaman o bölgede valisidir, belediyesidir, emniyetidir, şudur-budur, bir yarışmaya gitti geldi. Bu adama destek olalım, bu adam ilimizi temsil ediyor gibi karatenin gelişmesine vesile oluyor. Ama bende bunu kulübümün oyuncularını alıp götürsem üç gün sonra dışarıdaki insanlar “Ya adam sadece kendi kulübüne oynuyor, benim ne işim var onunla!” derler. O zaman ben büyümemi tam sağlayamam. Bu tabiî ki benim düşüncem.‘‘


...Editör V. Yılmaz; Geçen sene 2010 yılında benim aldığım duyuma göre diğer stillerdeki bir grup bir toplantı yapmışlar. Bu gruptan TWF bünyesinde kalmaktan yana olanlar çıkmış. TKF’de geçmişte yaşadıkları sıkıntılardan dolayı bugün kendilerine kucak açan Wushu Federasyonu bünyesinde kalmayı, bu yasal haklarını ve gelinen mesafeyi kaybetmemek adına hareket ediliyor! Sıkıntı ordan geliyordur!


‘‘Wushu Federasyonu demekki onların danlarını/dunlarını tanıyor demekki! O yüzden orada kalmayı tercih ediyorlar.‘‘


...Kamikaze kaç yılında kim tarafından kuruldu?


‘‘Kamikaze’den hocam İsmet Turna 1999’un sonunda Antalya’ya yerleşti. Salonu bana bıraktı. 1977 yılında kurmuştur.‘‘


...Eski karate-ka Zafer Gündoğdu, “ 1976 yılında ben devrettim” diyor!


‘‘Hocamın anlattıklarından biliyorum.Zafer Gündoğdu adını biliyorum ama belki öyle olmuş olabilir, tam mevzuyu bilemiyorum.

Ochi Sensei’nin Yoko Gerisi,tepenin üzerinde Kamikaze’nin logosu öyledir. Karate elbiselerinın üzerindede o logo vardır.1977 yılında İsmet Turna hocamın kendisinin kurduğunu söylediği bizimde arkasından 1981 yılı itibariylede benim kuşağın arkadaşlarımla, onlardan bir tanesi Levent Aydemir, Milli Takımlar Başantrenörü, uzun yıllar Kuveyt’te çalıştı, bir tanesi Nizam Baran, Merkez Hakem Kurulu Başkanı Hem WSKF, hem TKF’nin, bir diğer Ercüment Taşdemir Federasyon Eski Dış İlişkiler Koordinatörü, uluslar arası koordinatörümüz, WSKF’nin uluslararası ilişkiler sorumlusu…‘‘


...Avrupa’da yaşayan Türk karate sporcuları hakkında düşünceleriniz nelerdir?


Onların, danlarını tanımak lazım. Türkiye Karate Federasyonu olarak gurbette memleket özlemi ile yaşıyorlar, Onlara yıldızlı diploma göndersen evlerinin başköşesinde durur.

Hem bu işten federasyon gelir elde edebilir. Diploma meselesi,yurt dışında yaşarken, Almanya’dan örnek vereyim; O diplomanın bir bedeli vardır. Ya 100 yada 150 eurodur. Verdiği o paranın karşılığı olarak Türkiye’de kanunların uygun gördüğü rakamlar… Onun karşılığı olarak verip evinin en güzel köşesinde (Ayyıldızlı bayrağımız her gurbetçi Türk’ün evinde olduğu gibi) bu diploma evinin başköşesinde durur. Hem biz onları tanımış oluruz. Hemde bizim diplomalarımız o ülkelerde arkadaşlarımız bir çatı altında toplanmış olur.Yani Karate Federasyonu’nun uluslararası birimi kurulabilir. Bu yurt dışı faaliyetler kapsamında izlenir. Ben şöyle bakıyorum; ‘Almanya’da çok karateci Türk var.’ Bu savaş sanatlarını avrupada yapan çok Türk var. Hollanda’da çok Türk var. İspanya’da, Fransa’da, İtalya’da, İngiltere’de, Avusturya’da çok Türk var. Bunların hepsini değerlendirmeliyiz.‘‘


...Editör Vural Yılmaz: Kapsamlı ve güzel bir röportaj oldu. Hocam sizlere çok teşekkür ediyorum. Sadettin hocanın programına bakıp Türkiye’ye gelmeden, “Hocam gelince bir çalışma yapalım, bir söyleşi olsun” diyordum. Bunlar arasında düşündüğümüz ilk kişiler arasında siz vardınız. Kısmet oldu, önemli bir yerde önemli bir mekanda güzel bir sohbet oldu. Sağolun-varolun.


...‘‘Bende sizlere teşekkür ediyorum. Sadettin hocamı daha Almanya’dan buralara yorduk! Bizle böyle kapsamlı bir röportaj yaptığınız için elinize ve ayağınıza sağlık.


...SİYAHKUŞAK Ailesi’ne de teşekkür ederim. Benim karateye başladığımdan beri KARAKUŞAK/SİYAHKUŞAK dergilerinde, Sadettin hocamın röportajlarını okurdum.Van Damme’la,Kancho Kanawaza vs.röportajlarını okurduk. Şimdi yıllar geçti, bizde o mertebeye geldik. Arkadaşlarımızın sayesinde dostlarımızın sayesinde, (bu tığ gibi) röportaj teknikleriyle Kanazawa Sensei, Ochi Sensei karşısında teknik yapan Sadettin hocamızla aynı ayardayız, şimdi! (GülüşmelerSmiley)


...Sizlere tekrar çok teşekkür ediyorum.


...Editör Vural Yılmaz: Bizde SİYAHKUŞAK Ailesi olarak teşekkür ediyoruz.

RÖPORTAJ : SADETTİN ÖZGENÇ & VURAL YILMAZ

SİYAH KUŞAK WEB.İSTANBUL

 

Comments 

 
+7 #4 2011-09-17 01:40
Kasuya sensei onu tanımıyor ki muhatap bile almaz,
Quote
 
 
-12 #3 2011-09-04 11:41
Sevgili Hamuru sensei.
Söylediklerinin neredeyse tamamına katıldıgımı belirteyim.
Nerede hocalar,talebel er ve senin bu haklı cıglıklarına katılacak kımse yokmu?
DO nerede diyorsun...sahi DO nerede.
Seni kucaklarım:ltf Kasuya Senseiye saygılarımı ilet.
Quote
 
 
+7 #2 2011-06-30 02:44
“Do” kalmadı, Allah rahmet eylesin !..‘‘Hocalarımızın kendini çok geliştirmemeler i, tamamen sportif boyuta yöneldiklerinde n sportif başarılarla kendilerini toplum içinde kendilerini daha iyi lanse edebildiklerind en dolayı Do’yu unuttuk. Do kalmadı. Do’yu bugün Türkiye’de uygulayan 5 tane adam yoktur.‘‘ (Sensei Hayrettin Hamurcu)

Değerli Sensei Hamurcu,
Ülkemiz Karate-Do gerçeklerini net bir şekilde ortaya koyan cesur açıklamalarınız a/görüşlerinize tüm kalbimle katıldığımı belirtiyor, başında bulunduğunuz güçlü organizasyonunu z WSKF ile, bu olumsuz gerçeğin bir an evvel değişmesini arzu ve temenni ediyorum.

Sizlere çalışmalarınızd a başarılar diliyorum.

Fatih İnce
Chief Instructor
Canada
Quote
 
 
-2 #1 2011-06-21 18:05
"Fudokan,Yani rahmetli sensei H.Nishiyama’nın stili… Nasıl Yahara Sensei bir stil kurmuş, Kasuya Sensei, Kancho Kanazawa Shotokan adı altında organizasyon değişikliklerin e gittiyse, Nishiyama’nın organizasyonu Fudokan! Bunun Avrupa Teknik Direktörlüğünü Yorga Sensei almış..!"

FUDOKAN ne kadar shotokan kökünden gelse de, farklı bir stildir. Kurucusu da Nishiyama sensei değil, Ilija JORGA senseidir. Kendisi 1O dandır. Dünya Fudokan Federasyonuda Yine JORGA sensei tarafından İsviçre’de kuruldu. Ayrıca Hayrettin hocanın sandığı gibi marjinal federasyon değildir. Su an 86 ülkede FUDOKAN çalışılmaktadır . WSKF den daha köklü ve yaygın bir federasyondur.

Daha çok bilgi almak için FUDOKAN Federasyonu site adresi sudur:

fudokanworld.org/
Quote
 

Add comment


WUSHU FEDERASYONU AKLANDI!
Devamı...
Flaş! Kadın Sporcuların 5’te Biri Dövüş Sporlarını Tercih Ediyor!
Devamı...
1 Soru / 1 Cevap
- Avcı Wing Tsun ile Avcı Sistem arasındaki fark nedir?
Devamı...


HAYRETTİN HAMURCU;

"TÜRKİYE’DE ÖNÜNE GELEN, BEN KANCHO’YUM, SOKE’YİM DİYOR!"
Devamı...