Ren DegistirGriMavi


İNCEDEN İNCEYE
KARATE KURSLARI
Fatih İNCE

Pazar, 31 Temmuz 2011 10:11

...İnternet icad oldu, masallar-hikayeler dönemi kapandı ve adeta gerçekler tüm yakıcı yönleriyle gün yüzüne çıktı. Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımızda bırakınız interneti, doğru-dürüst yayın yapan ve hakikate, gerçek bilgiye ulaşabileceğimiz yayınlar bile yoktu. Bu durum Shihan Yenal Karahan üstadımızın Siyahkuşak dergisinde kalemi eline alana kadar sürdü. Ondan önceki yayınlarda ise kim hangi çılgınlığı yapmış, hangi taksiyi karnının üzerinden geçirmiş, kaç kiremit-tuğla kırmış, hangi ‘Yeşilçam’ filminde bir döğüş sahnesinde ‘dublör’olmuş bunlar yayınlanırdı, onlar revaçtaydı. Karate-Do’yu ciddi anlamda çalışan, öğreten dostlarıma, okurlarıma bir tavsiyem olacak. Beyler, lütfen ‘Google’a ‘Karate veya Karate kursu’ yazın ve karşınıza çıkan yazıları da sakin bir kafayla okuyun lütfen. Ben bu defa aynen öyle yaptım ve bakın nelerle karşılaştım. Ha, bu arada bir tesbitimin de ne kadar doğru olduğunu bizzat gözlerimle gördüm. Geçen sene Eylül ayında güzel sitemiz Siyahkuşak’ta yayınlanan ‘SESAM GÜNLÜĞÜM(2)’ başlıklı yazımda demiştim ki;“Türkiye’deki birçok dojo’da maalesef  ‘DO’ haricinde herşey itina ile öğretiliyor.” İşte bunlardan birkaç örnek..”Ekşisözlük’te” yayınlananları ahlaki bulmadığım için bu sütunlara almadım. Ama bir başkası daha ilginç geldi, buyrun birlikte okuyalım.


...En başta söylemekte yarar görüyorum, sakın tansiyonunuz yükselmesin. Aşağıdaki yazı bir internet sitesinden alınmıştır.


“Karate Nedir?(*) Uzakdoğu ülkelerinde geliştirilmiş ve ülkemizde yaygınlaşmış olan yumruk ve ayak vuruşlarından ibaret bir çeşit savunma, kültür fizik ve yarışma sporudur. Kendi içinde bir felsefesi olduğu ve cümle yakın dövüş sporlarının pıtırak gibi karateden türediği iddia edilse de, o gereksiz hareketlerden nasıl uçmalı kaçmalı yeni sporların türediği soru işaretidir.


Karate dediğiniz meret, beyaz kuşakla başlar. Beyaz artık saflığı mı, sadeliği mi, yoksa ‘işe yaramaz’lığı mı temsil ediyor bilemiyorum ama, ne gençler beyaz kuşak aşamasında bir şey öğrenebilirler, ne de diğer kuşaklardakiler onları karateciden sayarlar.


Ülkemizdeki karate bilinci beyaz kuşaktan sarısına geçene kadardır. Önce aynanın karşısına geçirilirsin ve sana sarıya geçene kadar birkaç hareket gösterilir. İlk aşamada gösterilen hareketlerin bilimumu can sıkıcı, gırtlak daraltıcı hareketlerdir. Halbuki o hareketleri yapması istenen genç, daha karate salonuna ilk girdiği andan itibaren ne bileyim bir Van Damme, hadi onu geçtim, Bruce Lee olmasa da bir Jackie Chan kadar dövüş sporlarını icra edebileceğini zannetmektedir.


Tabi yurdum insanı karate hocalığı yaparken de kendini belli eder. O kadar beyaz kuşaklı veletin ayna karşısında garip hareketler yapmaktan bıktığını veya bıkmak üzere olduğunu anlayınca, kulaklara fısıldanır:


“Sen bunların hepsini bitir seni sarı guşah yapacaaah.”


Tabi sende “Hadi beeeh” sureti belirir. Yorulan kollar yeniden enerjiyle dolar. Adrenalin tavan yapar. O zaman bir gaz bir gaz hemen hepsini öğrenip bitiriverirsin.


Bir bakmışsın ki hemen öğrendim dediğin zaman, senden çok sonra gelenler bile seninle beraber sarı kuşağa geçmiş. İşte o vakit aklın başına gelir(Daha doğrusu sadece ben kendimi böyle hatırlıyorum)


Bir de karate salonunda en uyuz kapılan şeylerden birisi ise, senden küçüklerin sana hocalık yapmasıdır. Bunlar genelde sokakta ezilmiş, hayatının anlamını salonun sert zemininde bulmaya çalışan asosyal insanlardır. Üst kuşakta olmaları ve hareketleri en iyi yapanın kendileri olduklarına dair kurdukları hayaller sebebiyle sık sık ders verme ihtiyacı hissederler:


“Öyle değil, bak şimdi, oss, sih,sih,sih-”h”ler gırtlaktan-hiyaaa-kiyaa”gibisinden akıl hocalığı yaparlar, sen de fişek olursun. En son bahsedeceğim nokta ise, karateye gitmeyenlerin, giden arkadaşlarına “La Rıfat o kadar karateye gidiyon, bize birkaç hareket göstersene” demesidir.


Tabi Rıfat’a o sırada bir daralma gelir ve kendisini kafa atacak bir psikolojinin taa orta noktasında buluverir.”


Neyse, sizin de bu duyguları tatmanızı tavsiye eder, en yakın karate kursuna burslu başvurma yollarını araştırarak dahil olmanızı temenni ederim (Para ödemezseniz kuşakları hemen atlatır, bir an önce bitirmenizi sağlarlar. Para verirseniz vay halinize).*)


(*)Bu yazı bir internet sitesinden alıntılanmıştır ve ismi bende saklıdır.. F.İ.)


SADEDE GELECEK OLURSAK


...Türkiye’de Karate hakkında genel yaygın kanaat aynen yukarıda görüldüğü gibidir. Anlatılanların ve internet ortamında yazılanların büyük bir kısmı da doğrudur. Ülkemizde Karate’nin, en yüksek yüzde ile(bu oran % 90 civarında) Shotokan stilinde yapıldığını göz önüne alırsak, 40 senedir ya Karate-Do ciddi anlamda anlatılıp öğretil(e)medi, ya da

bunca sene Karate yaptığını-öğrettiğini  zannedenler, topluma Karate-Do kültürü adına gerçekten hiç birşey ver(e)mediler.Demem o ki, en yaygın stilin dışında kalanlar henüz yeni sayılırlar Türkiye için. (Wado-Ryu hariç, geriye kalan WKF stillerinden Shito-Ryu’yu değerli üstadım Shihan Yenal Karahan, Goju-Ryu’yu da bendeniz 1990’lı yıllarda getirmiştik ülkemize.) Eğer internet ortamında Karate hakkında olur-olmaz şeyler yazılıyorsa, kabahati yazanlarda değil, sahte Karate-Do tutum ve davranış sahiplerinde, bunu Karate Kursu’ adı altında icra eden sözümona hocalarda aramak lazım gelir. Lütfen aynaya bu kez çocuklar değil, kendisini yeterince geliştirememiş olan, üstelik bu yoldan para kazanarak hayatını idame ettiren, kendisini  ‘Karate hocası’ zannedenler baksınlar. Bu sözümün muhatapları bellidirler. Bunların muhatapları, Karate Kurslarında-Dojo’larında yukarıya alıntıladığım yazıdaki gibi davrananlardır. Kesinlikle genelleme yapmıyor, genelleme yapmanın da çok yanlış anlaşılacağını en başta belirtmekte yarar görüyorum. Sadece ‘çürük elmalara’ dikkat çekmek istiyorum ki, çürüme tabana iyice yayılmadan önlem alınabilsin.


...Ülkemin gerçek Karate-Do ustalarına ve üstadlarına olan saygı ve hürmetimi bir kez daha burada vurgularken, Federasyon yetkililerini de uyanık olmaya davet ediyorum. Ayrıca merak ediyor ve en yetkili makamlardan aşağıdaki sorularıma yanıt bekliyorum.


---Ülkemizdeki mevcut Karate-Do antrenörlerinin ortalama eğitim durumu nedir? Bunların % kaçı üniversite mezunu, % kaçı Lise ve % kaçı ilkokul ve ortaokul mezunudur? Mevcut antrenörlerin % kaçı yabancı dillerden birini okuyup-yazıp konuşabilmektedir? Antrenör diplomasına sahip olanların % kaçı çalışmış olduğu stilde uluslararası seminerlere katılmakta ve katılanlar var ise bunu hangi sıklıkta gerçekleştirmektedirler?


...Geçen yıl Aralık ayında Siyahkuşak sitesinde yayınlanan ‘KARATE EĞİTİMİNDE KALİTE’ başlıklı yazıma aynen şöyle başladığımı hatırlıyorum,; Bilinçli ve yüksek öngörülü Karate do eğitmeni, sürekli olarak yeni bilgiler elde eden ve bu bilgileri geliştirerek faaliyetlerini bu yeni bilgilere göre biçimlendirme yeteneğine sahip olan ve böylelikle sürekli gelişmeyi gerçekleştirerek rekabet avantajı yakalamayı amaç edinen  gerçek Sensei/hoca demektir. Bu amaca ulaşılması, antrenörde köklü davranış değişimlerini getirecek bir anlayışı gerekli kılmaktadır. Bu özelliklere sahip olan gerçek bir Karate hocası-Sensei, kendine özgü kültürel koşullarla bu anlayışın belirleyicisi ve yaratıcısı olarak verdiği yüksek disiplinin etkilerini, bu süreçte azami fiziksel eğitimin tüm unsur ve işleyişine yansıtırlar.


...Bilinçli Karate eğitiminde kalite, sporcuların temel Karate idmanları esnasında ihtiyaçları belirleme ve daha iyi sonuçlara ve başarılara ulaşabilme çabasıdır, Kalite verimlilik, esneklik ve etkili olmaktır, Kalite bir yaşam tarzı ve hayat felsefesidir, Kalite, saygı ve nezakettir.


...Yazımı büyük usta Shoshin Nagamine senseinin sözleriyle noktalamak istiyor, herkesi bir kez daha ciddi anlamda düşünmeye davet ediyorum.


“Karate wa kunshi no bugei.”


"Karate is the martial art of intelligent people."


Fatih İNCE
Chief Instructor, 5.Dan

www.miyagidojo.net


(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

 
WUSHU FEDERASYONU AKLANDI!
Devamı...
Flaş! Kadın Sporcuların 5’te Biri Dövüş Sporlarını Tercih Ediyor!
Devamı...
1 Soru / 1 Cevap
- Avcı Wing Tsun ile Avcı Sistem arasındaki fark nedir?
Devamı...


HAYRETTİN HAMURCU;

"TÜRKİYE’DE ÖNÜNE GELEN, BEN KANCHO’YUM, SOKE’YİM DİYOR!"
Devamı...