|
...Sporda performansı (başarıyı) belirleyen birçok etmen vardır. Bu etmenler genel olarak 2 grup altında toplanmakta olup; bunlar iç ve dış etmenlerdir. Dış etmenler çevreden kaynaklanırlar, örneğin hakem, antrenör, beslenme, iklim, malzeme vb. İç etmenler ise fizyolojik ve psikolojik etmen olmak üzere iki başlık altında incelenmektedirler. Fizyolojik etmenler; kuvvet, sürat, dayanıklılık, beceridir. Psikolojik etmenler ise; kişilik, motivasyon, rekabet, kaygı, benlik, algı, konsantrasyon, saldırganlık vb. etmenlerdir.
...Daha önce yayınlanan “Çocuklarda Taekwondo Antrenmanı” adlı köşe yazımızda fizyolojik etmenleri detaylı bir şekilde ele almıştık. Bu yazımızda daha çok psikolojik etmenleri Taekwon-do branşı üzerinden tartışmaya çalışacağız.
...Psikolojik etmenlerin antrenör tarafından iyi bilinmesi, antrenöre kendine özgü spor dalında (Taekwon-do) başarılı olmanın yollarını sağlar. Antrenörün amacı, bireydeki bedensel performans özelliklerini yapılan spor dalına uygun biçimde arttırmak ve amaçlanan hedefe ulaşmasında aktif olarak sporcuları yönlendirmektir. Bunun için çok iyi bir antrenman bilgisi yanı sıra sporcuların verimli olması için gerekli olan temel psikoloji bilgisi içerisinde değerlendirilen psikolojik etmenler hakkında da bilgi sahibi olması gerekmektedir. Çünkü sporda psikolojik ve fizyolojik etmenler ile performans kapasitesi arasındaki yakın bir ilişki olduğu bilinmektedir.
...Birçok psikolojik etmeni sıralamak mümkündür, fakat bu yazımızda sporcunun kişiliği, motivasyonu ve rekabet ele alınmaya çalışılmıştır.
...Kişilik; Her branşta olduğu gibi Taekwon-do branşında da çok farklı eğitim, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik düzeyden sporcular bulunmaktadır. Bu çeşitlilik aynı zamanda sporcuların kişilik özelliklerinde de gözlemlenmektedir. Kişilik, bireylerin doğuştan getirdiği özellikler ile sonradan, sosyalleşme süreci ile edindiği özelliklerinin toplamıdır. Çok farklı kişilik özelliklerine sahip sporcularla antrenman yapmak ve yarışmalarda başarıyı yakalamak antrenörleri oldukça zorlayan bir konudur.
...Sporcuların kişilik özelliklerine bağlı olarak spora (Taekwon-do’ya) başlama nedenleri, yaptıkları spor branşından beklentileri, antrenman yüklenmelerinde gösterdikleri sabır ve azim ile müsabakalardaki psikolojik baskılara baş edebilme düzeyleri farklıdır. Antrenör eğer sporcularının kişilik özellikleri ve bu özelliklerin performansla ilişkisinin farkında ise, sporcu ve/veya sporcularının kişisel özelliklerini performanslarını artırıcı bir etmen olarak kullanabilir.
...Taekwon-do branşı performans boyutuyla ele alındığında; “en yüksek performans kavramı” ile sporcunun kişiliği arasında çok yüksek bir ilişkinin olduğunu söylemek mümkündür. Sporcu; zihinsel, ruhsal ve bedensel tüm gücünü kullanarak en yüksek performansa ulaşabilecek bir kişilik yapısına sahip olması gerekir. Bilindiği gibi Türkiye’de Taekwondo branşı Futbol’dan sonra en fazla lisanslı sporcu sayısına sahip branştır. Mayıs 2011 rakamlarına göre 234.000 sporcu lisanslı olarak Taekwon-do yapmaktadırlar. Bu kadar çok sporcunun olduğu bir branşta yoğun rekabetten dolayı kalitenin yükselmesi ile başarılı sporcu sayısının fazla olması son derece normaldir. Zaten Taekwon-do’nun yıllardır uluslararası platformda gösterdiği başarı bunun en iyi göstergesi olarak kabul edilebilir. Bu kadar yetenekli sporcu arasından başarılı olup madalya kazanan sporcu, diğer yetenekli sporculara göre duygusal açıdan, spordaki psikolojik zorlanmalara karşı daha yüksek direnç gösterebilme kapasitesine sahip olup kişidir. Peki, burada antrenöre düşen görev nedir? Çocuklar daha spora başlamadan veya sporculuk hayatlarının başlarında değişik testlerden geçirilerek, sporcunun performans sporuna uygun olup olmadığının tespit edilmesi konusunda yönlendirme yapmasıdır.
...Motivasyon; performansı etkileyen en önemli etmenlerden biridir. Sportif yüksek performansın elde edilmesi için sporcunun uzun ve yorucu antrenmanlara sabırla katlanması ve ulaşmış olduğu performansı zorlu yarışma koşullarında (rakip, seyirci, iklim farkı vb.) sergileyebilmesi onun motivasyonu ile ilgilidir.
...Özbaydar’a (1990) göre; motivasyon kişinin davranışını yönlendiren etkinliktir. Motivasyon, gözlenen bir olgu değildir. Kuramsal bir kavram olan motivasyon kişinin davranışını dıştan gelen bazı uyarılar ve içsel denetimlerle belirli amaçlara doğru belli bir yönde düzenleyebilme yeteneğidir.
...Sporcunun (Taekwon-docunun) müsabakaya her açıdan hazır olması için yeterli bir motivasyon düzeyine ihtiyacı vardır. Motivasyon düzeyinin düşük veya aşırı olması performansın düşmesine yol açar. Düşük motivasyon düzeyi ne kadar yorgunluk ve halsizliğe neden oluyorsa; aşırı motivasyon düzeyi de aşırı gerginlik, telaş, asabiyet ve kontrolsüz davranışlara neden olmaktadır. Bu noktada yine antrenöre önemli görevler düşmektedir. Bilinçli bir antrenörün, motivasyonu sporcunun performansını olumlu yönde etkileyecek şekilde kullanabilmesi için sporcularını yakından tanıması, onların ilgi ve gereksinimleri hakkında doğru bilgilere sahip olması gerekmektedir. Örneğin Taekwon-do’da sporcular yıl içerinde çok sayıda uluslararası yarışmalara katılmaktadırlar. Kulüp antrenörleri kadar, sporcuları bu uluslararası yarışmalara hazırlayan ve motive eden milli takım antrenörleri de milli takımda yer alan bu sporcular hakkında detaylı bilgiye sahip olmalı, onların kişilik özelliklerini bilmeli ve ilgi ile gereksinimleri hakkında doğru bilgiye sahip olmalıdırlar. Bu nedenle milli takım antrenörlerinin çok özel bir durum söz konusu olmadıkça sıkça değiştirilmemesinde fayda olduğu söylenebilir.
...Rekabet; Sporcular müsabaka esnasında hem rakibiyle, hem çevresiyle hem de kendisiyle yarışma halindedir.
...Rekabet, en geniş anlamıyla, kıt bir şeyi paylaşmak veya bir ödül elde etmek amacıyla belli kural ve kısıtlamalar çerçevesinde temel özgürlüklerin garanti altına alındığı ve hiçbir ayrıcalığın ve ayrımcılığın olmadığı bir ortamda birden fazla oyuncu arasında oynanan bir oyun veya bir yarış olarak tanımlanabilir. Yukarıdaki satırlarımızda kişiliği anlatırken Taekwon-do’daki rekabetin kaliteyi yükselterek başarılı sporcu sayısını artırdığından bahsetmiştik. Taekwon-donun bu genel rekabeti yanı sıra sporcunun bireysel rekabeti de son derece önemlidir. Sporcu; yarışmaya fiziksel kapasitesi yanı sıra, duygu ve düşüncelerini içeren psikolojik durumuyla da katılır. Bir çok çalışma; rekabetin kuvvetli bir motivasyon aracı olduğu, sporcunun yarışma esnasında en yüksek düzeyde performans sergilemek için göstermeleri gerekliliğini tespit ederken, diğer yandan bazı sporcuların rekabet duygusunu ne pahasına olursa olsun kazanmak olarak yaşadıklarını ortaya koymaktadırlar. Bu sporcular aşırı hırslı hareket ederek, hem kendisine hem de çevresine zarar verecek şekilde davranmasına neden olacağından bu tarz bir rekabet istenmemektedir. Azimli ve mücadeleyi olma yerine hırslı olma birçok antrenör tarafından yanlış olarak aktarılmaktadır. Antrenörleri tarafından hırslı olmaları istenen sporcular gereksiz tehlikeyi göze alırlar, faullü hareketler yaparlar. Özellikle Taekwon-do gibi (–) puanlar ile diskalifiyenin söz konusu olduğu branşlarda antrenörün sporcusunu motive edeyim derken, azim ve mücadelenin temeli olan rekabet ile tamamen kazanmaya endeksli hırsın karıştırılmaması gerekmektedir. Yine antrenörün dikkat etmesi gereken konulardan biri; özellikle antrenmansız olan sporcuların başarılı olma olasılığının başından beri düşük olduğu durumlarda, sporcuyu rekabetten kaçındırmalarıdır. Antrenöre bu konuda düşen görev; tüm bilgilerini en bilinçli şekilde kullanarak, sporcularının rekabet güdüsünü bilinçli yönetmelidir.
...Sporcunun performansında etkili olan diğer psikolojik ve çevresel etmenler de en az burada sırlanmış etmenler kadar önemli rol oynamaktadır. Bir başka yazımızda bunları ele almaya çalışacağız.
...Yazımı bitirirken; 1-6 Mayıs 2011 tarihleri arasında 144 ülkeden gelen 1022 sporcunun katılımıyla Kore’nin Gyeongju kentinde gerçekleşen 2011 WTF Dünya Taekwondo Şampiyonasında 6 madalya kazanan Türk Taekwon-do Milli takımında yer alan tüm sporcuları, antrenörleri, yöneticileri ve emeği geçen herkesi tebrik ederim.
|