sosyal medyada biz

28 Aralık 2014 Pazar, 17:16
Salih ÇAM
Salih ÇAM salihcam@siyahkusak.com.tr Tüm Yazılar

SPORDA ZAMAN VE GÜVENCE SORUNU

22 Şubat 2014 00:14

Türkiye’de çocuk ve gençlerin spor yapması ve sosyal hayata katılmaları oldukça sıkıntılıdır. En önemli sorun zaman yetersizliğidir.
Çocuklarımız ya sabahın karanlığında yarı uykulu bir halde okul yolunu tutuyor ya da öğlende gidiyorsa akşam karanlığında eve dönüyor. Her durumda eğitim hayatının bir bölümü karanlıkta geçiyor. Öncelikle bu durum çocuğu psikolojik olarak olumsuz etkilemektedir.

Sabah karanlığında kalkarak yarı uykulu okula giden çocuklar öğleden sonra da bedensel ve ruhsal olarak yorgun oluyorlar. Ev ödevlerini yaparken zorlanıyorlar, istenen verimliliğe ulaşamıyorlar.
Öğlende okula gidenler ise daha önceden hazırlanıyorlar. Okul dönüşü karanlıkta eve gelen çocuk zaten yorgun oluyor. Ödev, yemek, uyku derken geriye doğru dürüst bir zaman kalmıyor.
Bir de üstelik bazı gün

ler fazla ders nedeniyle okuldan daha da geç dönüyorlar. Bu çocuklar ne zaman oyun oynayacak, ne zaman spor yapacak? Kültürel ve sosyal etkinliklere nasıl katılacaklar?
Spor çalışmalarına katılan çocukların önemli bölümünde ciddi dikkat kaybı ve kavrama zorluğu görülmektedir. Aslında zeki ve sağlıklı olan çocuklarımız zihinsel ve bedensel yorgunluk nedeniyle gerçek kapasitelerine ulaşamıyorlar.

Antrenörler çoğunlukla sporcuların düzensizliğinden ve istikrarsızlığından şikâyetçidirler. Spor merkezlerine başlayanların ciddi bölümü spora devam edememektedirler. Ama işin gerçek nedeni eğitim sistemimizin çağın gerçeklerine uyum sağlamamasıdır.

Gelişmiş ülkelerde eğitim tam gündür. Ama sabah karanlıkta başlamaz. Öğleden sonra da saat en geç 15.30 da sona erer. Akşama kadar bolca vakit kalır. Kütüphaneye, sinemaya, oyuna ve spora yeterli zaman bulunur. Sosyal hayata katılan çocuklar daha huzurlu, dinamik ve dikkatli olurlar. Çalışmalarında daha verimli ve başarılı sonuçlara ulaşırlar.

Eğitim bakanlığımız bu konuya dikkatle eğilmelidir. Tablet, akıllı tahta gibi pahalı sistemler bir süre ertelenmelidir. Kitaplarda da ekonomiye gidilmelidir. Dünyanın en zengin ülkelerinden Fransa’da kitaplar çocuklara emanet verilir. Yılsonunda geri toplanır. Gelecek yıl aynı kitaplar yeni gelen öğrencilere tekrar verilir. Her yıl sadece çok yıpranan kitapların yerine yenileri basılır. Bu da az sayıda olur.

Böyle bir uygulama öncelikle çocuk için bir eğitimdir. Üstüne zimmetlenen kitapları korur ve dikkatli kullanır. Sorumluluk bilinci gelişir. Devlet ise çok büyük bir ekonomi sağlar. Bu parayla yeni okullar yapar, fazladan öğretmen ataması gerçekleştirir.

Bizde benzer uygulamalarla elde edilecek tasarruf sayesinde yeni okullar inşa ederek daha çok öğretmen görevlendirebiliriz. Okullarımızı da tam gün yaparak çağdaş eğitim düzeyine çıkarabiliriz. Çocuklarımız ve gençlerimiz daha çok sosyal hayata katılırlar. Sporda istikrarlı ve başarılı olurlar.

Ancak bu zaman alabilir. Acil olarak öncelikle Milli Eğitim Bakanlığı ve Spor Bakanlığı işbirliği yaparak ortak bir kurul oluşturmalıdır. Bu kurul çocukların sportif ve sosyal etkinliklere daha verimli katılmalarına imkân verecek çözümler üretmelidir. Ders sayısı mı azaltılmalı, okul saatleri mi kısaltılmalı, hafta içi azaltılan saatler yerine bazı ülkeler gibi cumartesi yarım gün uygulaması mı konulmalı gibi alternatifleri değerlendirmelidir.

KARATEDE YÜKSEK FİYAT UYGULAMALARI VE GÜVENCE

Karate antrenörlerini en çok zorlayan konulardan biri de yüksek ücretlerdir. Zaten düşük maaşla antrenörlük yapan veya çok zor şartlarda dojosunu yaşatmaya çalışan antrenörler bir de yıllık vize için büyük miktarlarda ödeme yapınca sarsılmaktadırlar. Bir antrenörün ödemesi gereken en düşük rakam 400 Tl dir.

Bu ülkemiz şartlarında fazladır. Diğer benzer sporların hiçbirinde bu kadar yüksek ücretler yoktur. Bu sıkıntı antrenörler arasında ciddi bir memnuniyetsizlik oluşturmuştur. Çünkü antrenörler sürekli veren ama dara düşünce hiç destek alamayan fedakâr ve cefakâr kişilerdir.

Bir karate antrenörü sakatlansa, hasta olsa veya kaza geçirse ona yardım ve destek verecek bir bütçe veya vakıf kuruluşu yoktur. Avrupa ülkelerinde yeni başlayan bir sporcu bile çok küçük bir ücret karşılığında tam bir sigorta hakkı kazanırken, ülkemizde federasyona sürekli kazanç sağlayan, her yıl yüksek vize ücreti ödeyen antrenörlerin hiçbir güvencesi yoktur.

Federasyonumuz antrenörlerin beklenmedik sıkıntı hallerinde desteklenmesi için bir fon geliştirse gerçekten çok önemli ve hayırlı bir iş başarmış olur. Bunun için vize ücretlerinden bir pay ayrılabilir. Ayrıca değişik kaynaklardan ve kuruluşlardan destek sağlanabilir.

Hatta artık sporcuların en azından sportif faaliyetler sırasında oluşabilecek her türlü kaza ve sakatlığa karşı sigortalanması için bir çözüm üretilmelidir. Belki bir sigorta firması ile küçük ödemeler karşılığı anlaşma yapılabilir. Veya bu maksatla vakıf kurulabilir. Yahut farklı bir bütçe oluşturulabilir.
Yapılmak istenirse mutlaka bir yol bulunur ve bulunmalıdır. Başkanımız sporun içinden gelen ve sorunları bilen değerli bir sporcumuz. Bu konuları değerlendirerek olumlu bir gelişmeye önderlik edeceğini umuyoruz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.