Ünvan Değişir, Sorumluluk Değişmez
ÜNVAN DEĞİŞİR, SORUMLULUK DEĞİŞMEZ
Kemal YOLCU
Mücadele sporlarında görev ve antrenörlük arasındaki çizgi nerede?
Mücadele sporları, ülkemizde yıllardır gençlere disiplin, özgüven ve mücadele kültürü kazandıran, geniş bir sporcu ve antrenör kitlesine sahip branşlar arasında yer alıyor. Ancak sahadaki uygulamalar ile federasyonların kurullarında üstlenilen görevlerin kesiştiği noktada, zaman zaman cevaplanması gereken bazı sorular da ortaya çıkıyor.
Türkiye’de mücadele sporları ve bireysel spor federasyonları, kendi branşlarının yönetimi ve gelişimi amacıyla teknik kurullar, hakem kurulları, antrenör kurulları ve benzeri kurullar oluşturuyor; bu kurullarda görev alacak kişiler belirleniyor ve çeşitli sorumluluklar üstleniliyor.
Burada önemli olan nokta ise şu:
Bir antrenörün farklı bir mücadele branşında da antrenörlük yapması, tek başına bir sorun olarak görülmemeli. Branşların birbirine yakın olması nedeniyle bir kişinin farklı disiplinlerde eğitim vermesi veya kulüp bünyesinde çalışması doğal karşılanabilir.
Ancak aynı kişi bir federasyonda il temsilcisi, Merkez Hakem Kurulu Başkanı, Teknik Kurul üyesi veya başka bir karar ve sorumluluk makamında görev alıyorsa, artık konu yalnızca antrenörlük faaliyetinden ibaret değildir.
Çünkü görev, beraberinde sorumluluk getirir.
Bir kurulda görev alan kişinin, öncelikle kendisine verilen görevin gereğini yerine getirmesi, bulunduğu makamın saygınlığını koruması ve bu görevin gerektirdiği hassasiyetle hareket etmesi gerekir.
Örneğin bir kişi bir federasyonun teknik kurulunda görevliyse, başka bir branşın müsabakasına veya antrenmanına katıldığında dahi taşıdığı kurul görevinin sorumluluğunu unutmamalıdır.
Çünkü o noktadan sonra kendisi yalnızca “normal bir antrenör” veya “normal bir hakem” değildir.
Taşıdığı görev, ona farklı bir sorumluluk ve temsil niteliği kazandırmaktadır.
Aynı durum Merkez Hakem Kurulu gibi kritik görevler için de geçerlidir. Bir kurul başkanının veya kurul üyesinin farklı branşlardaki faaliyetlerinde, sahip olduğu makamın ağırlığını ve tarafsızlık anlayışını koruması gerekir.
Burada mesele, kişinin başka bir branşta çalışıp çalışmaması değildir.
Asıl mesele, görev ile antrenörlük kimliğinin birbirine karıştırılıp karıştırılmadığıdır.
Çünkü federasyon görevleri; sporcular, antrenörler ve kulüpler açısından güven unsurudur. Alınan kararların adil olduğuna ilişkin inanç, spor yönetiminin en önemli unsurlarından biridir.
Bir görevli, sahada antrenör kimliğiyle hareket ederken aynı zamanda federasyondaki makamının sağladığı konumdan yararlanıyor görüntüsü veriyorsa, burada yalnızca kişinin davranışı değil, kurumun güvenilirliği de tartışmaya açılabilir.
Bu nedenle görev sahiplerinin öncelikle kendi konumlarının farkında olması gerekir.
Görevin sorumluluğunu taşımak, yalnızca o görevi almakla değil; görevin gerektirdiği davranış biçimini korumakla mümkündür.
Eğer bir kişi üstlendiği görev ile antrenörlük faaliyetini birbirinden ayıramıyor, bulunduğu makamın saygınlığını koruyamıyor veya görev sorumluluğunu ikinci plana itiyorsa, burada daha önemli bir soru gündeme gelir:
Acaba o görevin sürdürülmesi doğru mudur?
Çünkü bazı görevler yalnızca bir unvan değildir. Beraberinde temsil, tarafsızlık, güven ve sorumluluk getirir.
Mücadele sporlarında yıllardır emek veren antrenörlerin, hakemlerin, sporcuların ve kulüplerin beklentisi de aslında çok açık: Kurallar herkes için aynı uygulanmalı, görevler kişisel ilişkilerden ve branşsal rekabetlerden bağımsız yürütülmeli, görev alan kişiler de bulundukları makamın gerektirdiği hassasiyeti göstermelidir.
Bu noktada federasyonların da görev tanımlarını daha açık biçimde ortaya koyması, olası çıkar çatışmalarında nasıl hareket edileceğini belirlemesi ve görev sahiplerinin sorumluluklarını netleştirmesi önem taşıyor.
Çünkü mesele bir kişinin hangi branşta antrenörlük yaptığı değil; üstlendiği görevin sorumluluğunu ne ölçüde taşıdığıdır.
Mücadele sporlarında ter döken antrenörlerin emeğiyle, federasyon koridorlarında alınan kararların adil görüntüsü yan yana durmalıdır.
Biri diğerini gölgelememeli; tam tersine, birlikte güç vermelidir.
Çünkü spor yönetiminde güven, yalnızca alınan kararlarla değil, o kararları alan kişilerin görevlerine gösterdiği saygıyla da oluşur.
Ünvan değişebilir, görev değişebilir; ancak sorumluluk bilinci değişmemelidir.