Kyokushin Bir Stil Değil, Bir Karakterdir
KYOKUSHIN BİR STİL DEĞİL, BİR KARAKTERDİR
Furkan AKIN
İnsanlar çoğu zaman Kyokushin’i güçlü yumruklarıyla, sert antrenmanlarıyla ve zorlu mücadeleleriyle tanır.
Oysa bunlar yalnızca görünen yüzüdür.
Kyokushin’i asıl ayakta tutan şey ne yumruktur ne tekmedir.
Onu ayakta tutan şey karakteridir.
Çünkü Kyokushin bir spor branşı olmanın çok ötesinde; insanı şekillendiren bir disiplin, bir duruş ve bir hayat anlayışıdır.
Bir ağacın gücü dallarında değil, köklerindedir.
Bir insanın gücü kaslarında değil, omurgasındadır.
Kyokushin’in gücü de madalyalarında değil, sahip olduğu değerlerdedir.
Disiplin…
Saygı…
Sabır…
Cesaret…
Sadakat…
Ve en önemlisi…
Birlik duygusu…
İşte Kyokushin’i diğer birçok sistemden ayıran görünmeyen omurga budur.
Dojoya giren herkes önce teknik öğrenir.
Fakat zamanla şunu fark eder:
Asıl eğitim yumruk atmayı öğrenmek değildir.
Asıl eğitim, ne zaman yumruk atılmayacağını öğrenmektir.
Asıl eğitim rakibi yenmek değildir.
Önce kendi nefsini yenebilmektir.
İşte bu yüzden Kyokushin bir spor salonunda başlar; fakat hayatın her alanında devam eder.
Her güçlü ailenin yazılı olmayan kuralları vardır.
Birbirine saygı duymak…
Büyüklerini örnek almak…
Küçüklerini korumak…
Birlikte gelişmek…
Birlikte güçlenmek…
Kyokushin de aslında böyle bir ailedir.
Dünyanın farklı ülkelerinde farklı organizasyonlar olabilir.
Farklı armalar…
Farklı yönetimler…
Farklı yollar…
Bunların hiçbiri doğanın düzenine aykırı değildir.
Çünkü aynı ağacın dalları da birbirine benzemez.
Ancak dallar birbirleriyle mücadele etmeye başladığında kaybeden tek bir dal olmaz.
Kaybeden ağacın kendisi olur.
Bugün Kyokushin’in ihtiyacı olan şey herkesin aynı armayı taşıması değildir.
Asıl ihtiyaç…
Aynı ruhu taşıyabilmektir.
Aynı değerlere sahip çıkabilmektir.
Aynı zirveye yürüyebilmektir.
Çünkü aynı dağın zirvesine farklı patikalardan çıkılabilir.
Önemli olan patikalar uğruna zirveyi unutmamaktır.
Bizim zirvemizin adı Kyokushin’dir.
Türkiye, dünyanın en güçlü Kyokushin ülkelerinden biri olabilecek insan kaynağına, bilgiye ve tecrübeye sahiptir.
Bu potansiyelin gerçek güce dönüşebilmesi ise ancak ortak değerlere sahip çıkmakla mümkündür.
Çünkü güçlü olan; tek başına yürüyen değil, birlikte yürümeyi başarandır.
Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Biz gerçekten aynı ailenin fertleri gibi mi hareket ediyoruz; yoksa aynı ağacın dalları olduğumuzu unutuyor muyuz?
Bu yazı dizisinde amacımız kimseyi eleştirmek değil…
Kimseyi haklı ya da haksız ilan etmek de değil…
Amacımız, Kyokushin’in kuruluş felsefesini, karakterini ve geleceğini birlikte düşünmektir.
Çünkü inanıyorum ki…
Kyokushin’i büyütecek olan güçlü yumruklar değil, güçlü karakterlerdir.
Bir sonraki yazımızda şu sorunun cevabını birlikte arayacağız:
“Siyah kuşak gerçekten bele mi bağlanır, yoksa önce karaktere mi?”
Furkan AKIN – Kyokushin Yazıları:1
