Sayokan’ın İlk Resmî Türkiye Şampiyonası Üzerine Gözlemler ve Değerlendirmeler
SAYOKAN’IN İLK RESMÎ TÜRKİYE ŞAMPİYONASI ÜZERİNE GÖZLEMLER VE DEĞERLENDİRMELER

Türk savaş sanatı Sayokan’ın ilk resmî Türkiye Şampiyonası, 25–28 Haziran 2026 tarihleri arasında Karabük’te gerçekleştirildi. Ben de şampiyonanın son iki gününde müsabakaları yakından takip etme ve düzenlenen tüm teknik toplantılara katılma fırsatı buldum.
Bu yazıda, takipçilerimizden gelen yoğun talepler doğrultusunda, Siyahkuşak dergimiz adına Sayokan’ın ilk resmî Türkiye Şampiyonası’nı değerlendirirken aynı zamanda sistemin müsabaka formatına ilişkin gözlem ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Öncelikle bilinmesi gereken önemli bir husus vardır. Bu şampiyonanın aslında yılın ilerleyen dönemlerinde yapılması planlanmış; ancak Gelişmekte Olan Spor Branşları Federasyonu’nun faaliyet takvimindeki yoğunluk nedeniyle organizasyon daha erken bir tarihe alınmıştır. Bu değişiklik, Sayokan camiasının hazırlık sürecini önemli ölçüde etkilemiştir.

Bu nedenle Sayokan sisteminde uzun süredir müsabakalara katılan birçok deneyimli sporcu organizasyona yetişememiş, dolayısıyla beklenen teknik kalite tam anlamıyla müsabaka alanına yansımamıştır. Aynı hazırlık eksikliği hakem kurulu açısından da hissedilmiş, zaman zaman uygulamalarda tecrübe eksikliğinden kaynaklanan küçük aksaklıklar yaşanmıştır. Buna rağmen hakemlerin tamamı görevlerini büyük bir özveri ve iyi niyet içerisinde yerine getirmiştir. Bunun en önemli göstergesi ise müsabaka boyunca hakem kararlarına yapılan itirazların yok denecek kadar az olmasıdır.
Organizasyon açısından ise oldukça başarılı bir tablo ortaya konmuştur. Müsabakaların ve dinlenme aralarının planlanan saatlerde başlaması ve sona ermesi, müsabaka alanına yalnızca görevli kişilerin alınması, saha görevlileri ile hakemlerin disiplinli çalışmaları organizasyonun en dikkat çekici yönleri arasında yer almıştır. Bunun yanında antrenörler için düzenlenen yemekli değerlendirme toplantıları, sporcuların konakladıkları yurtlardan müsabaka salonuna ulaşımlarını sağlayan servis organizasyonu ve diğer lojistik hizmetler de başarılı bir planlamanın ürünü olduğu çok belliydi.
Bu vesileyle Gelişmekte olan sporlar federasyonu Karabük İl Temsilcisi Bahattin Eroğlu ve organizasyonda emeği geçen tüm ekibini kutlamak gerekir. Ayrıca deneyimli antrenörlerden Ramazan Sevinç Hocanın kendi işletmesini günün her saatinde antrenörlerin kullanımına açması da Sayokan camiasındaki dayanışma kültürünün güzel bir örneği olarak hafızalarda yer etti.
Şampiyona boyunca dikkat çeken bir başka husus ise sistemin kurucusu Yabgu Nihat Yiğit’e protokol, antrenörler ve sporcular tarafından gösterilen büyük ilgi ve saygıydı. Bu durum, Sayokan ailesinin kurucusuna duyduğu güven ve bağlılığı açık biçimde ortaya koyuyordu.
Elbette organizasyonda bazı eksiklikler de vardı. Hakem kıyafetlerini üreten firmanın yaptığı üretim hatası nedeniyle hakemlerin tek tip kıyafetle görev yapamaması görsel bütünlüğü olumsuz etkiledi. Aynı şekilde organizasyon tarihinin erkene alınması nedeniyle birçok kulübün müsabaka kıyafetleri zamanında temin edilemedi. Bunun yanı sıra bazı kulüplerin Sayokan branş tescil işlemleri de yetişmediğini öğrendim. Aynı sorunu ben ve sporcularım da yaşadık; bu nedenle şampiyonaya sporcu götüremedik. Tüm bu nedenlerden dolayı katılım sayısı dışarıdan bakıldığında yeterli görünse de, organizasyonun ulaşmayı hedeflediği sayının yaklaşık yarısında kalındığı ifade edilebilir.
Şampiyonanın ardından Aktüel TV YouTube kanalında yaptığımız haberin altına gelen yorumların önemli bir kısmında Sayokan’ın Kyokushin ve Ashihara Karate sistemlerinin benzeri, hatta aynısı olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldı.
Bu eleştirilere katıldığım ve katılmadığım noktalar bulunmaktadır.
Öncelikle Sayokan’ın kendine özgü bir müsabaka kültürü var ve bu kültür, diğer Uzak Doğu mücadele sporlarının büyük bölümünden belirgin şekilde ayrılmaktadır.
Örneğin müsabaka sırasında sporcunun arkasında bir antrenör bulunmaz. Çünkü Sayokan, müsabık sporcuyu bir Türk Alp’ı yani savaşçı olarak kabul eder. Savaş meydanında savaşçının tek başına mücadele etmesi gerektiği düşüncesi, bu uygulamanın temelini oluşturmaktadır.
Bir diğer önemli farklılık ise müsabakanın ilk bir dakikasında “Kabış Alanı” adı verilen dairesel bölüm içerisinde dövüşme zorunluluğudur. Bu uygulama, savaşçının mücadeleden kaçmamasını ve göğüs göğüse çarpışmayı esas alan Türk savaş anlayışını simgelemektedir.
Müsabaka öncesinde gerçekleştirilen ve yağlı güreşteki peşrevi hatırlatan karşılıklı hazırlık ritüeli de Sayokan’ın özgün uygulamalarından biridir. Yaklaşık bir dakika süren bu bölüm, sporcuların birbirlerini tanımaları, ölçmeleri ve müsabaka heyecanını kontrol altına almaları amacıyla uygulanmaktadır.
Dört dakikalık müsabaka süresi de diğer birçok tam temaslı sistemle karşılaştırıldığında oldukça dikkat çekici bir özelliktir.
Türk kültüründe kaybedenin kazanana saygısını ifade eden geleneksel anlayıştan esinlenilerek, müsabaka sonunda mağlup sporcunun rakibi önünde diz çökmesi de Sayokan’a özgü sembolik kurallar arasında yer almaktadır.
Özellikle büyükler kategorisinde kullanılan lacivert ve beyaz üst kıyafetlerin doğu ve batıyı temsil edecek şekilde tasarlanmış olması da Türk kültüründen alınan sembolik unsurlar arasında dikkat çekmektedir.
Teknik açıdan da Sayokan kendine özgü önemli farklılıklar barındırmaktadır. Dört Hilal-Dört Bölge sistemi, rakibin kıyafetinden tutularak yapılan yumruk, diz ve tekme teknikleri ile yere savurma uygulamaları bunlardan yalnızca birkaçıdır.
Ancak bu şampiyonada Sayokan’a özgü tekniklerin beklenen düzeyde uygulanamadığı da açıkça görülmüştür. Bunun temel nedeni ise bugün Sayokan sisteminde görev yapan antrenörlerin önemli bölümünün Kyokushin ve Ashihara Karate kökenli olmasıdır. Bu antrenörler henüz Sayokan’ın teknik yapısına ve savaş anlayışına tam anlamıyla adapte olamadıkları için sporcular da doğal olarak alışık oldukları karate teknikleriyle mücadele etmeyi tercih etmişlerdir. Dolayısıyla ilk bakışta müsabakaların Kyokushin veya Ashihara Karate’yi andırdığı yönündeki eleştiriler tamamen haksız değildir. Ancak bunun Sayokan’ın yapısından değil, sistemin henüz gelişim sürecinde olmasından kaynaklandığını da göz ardı etmemek gerekir.

Şampiyona sonunda yapılan teknik değerlendirme toplantılarında bütün bu eleştiriler son derece demokratik bir ortamda ele alındı. Yabgu Nihat Yiğit başta olmak üzere yönetim kurulu, hakem kurulu ve tüm antrenörler görüşlerini açıkça ifade etme fırsatı buldu. Özellikle Yabgu Nihat Yiğit’in yapılan tüm eleştirileri dikkatle dinlemesi, not alması ve kısa süre içerisinde gerekli düzenlemelerin yapılacağını ifade etmesi son derece olumlu ve yapıcı bir yaklaşım olarak dikkat çekti.
Şampiyonayı yerinde takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, Sayokan’ın ilk resmî organizasyonu hakkında yapılan eleştirilerin önemli bir bölümü sağlıklı değerlendirmelere dayanırken, bazı eleştiriler ise ön yargılı bir bakış açısıyla yapılmıştır. Eleştiri elbette sporun gelişmesi için vazgeçilmezdir. Ancak sosyal medya ortamlarında hakaret, küçümseme, alay ve küfür içeren ifadelerle yapılan paylaşımlar ne spor ahlakıyla ne de spor kültürüyle bağdaşmaktadır. Ayrıca bu tip eleştirilerin organize biçimde sahte hesaplar üzerinden yapılması Türk sporu adına üzüntü ve kaygı veren bir durumdur.
Karabük’te gerçekleştirilen bu turnuva yalnızca bir şampiyona değildir. Aynı zamanda yıllardır hayali kurulan Türk savaş sanatı oluşturma idealinin resmî anlamda hayata geçtiği önemli bir dönüm noktasıdır. Bu yönüyle katılımcılar ve izleyiciler, Türk savaş sanatları tarihine tanıklık etmişlerdir.

Nasıl ki Uzak Doğu mücadele sporlarını yapanlar o sporların kültürünü, geleneklerini ve tarihsel mirasını doğal bir unsur olarak benimsiyorlarsa, Türk kültürü temel alınarak oluşturulan Sayokan’a da aynı anlayışla yaklaşılması gerekir. Hatta kendi tarihî ve kültürel değerlerimizden beslenen böyle bir sistemin geliştirilmesi, eleştirilerin ötesinde desteklenmesi gereken millî bir spor projesi olarak değerlendirilmelidir.
Sayokan sistemi ile ilgili yeni gelişmeleri takip etmeye ve değerlendirmelerde bulunmaya devam edeceğim. Lütfen takipte kalın.
Sporculuk selamı ile.
Ayhan KISRURE – SİYAHKUŞAK

Türk Mücadele Sorumlumuz Ayhan KISRURE, Yagbu Nihat YİĞİT ve protokol üyeleriyle birlikte şampiyonayı yerinde takip etti.
