SPORUN VE KARATENİN ÇINARI: YUSUF ÇETİN
Vasfi Aşçı
Spor camiamızın köklü çınarlarından, başarısını yalnızca kazandığı madalyalarla değil, yetiştirdiği nesillerle de kanıtlamış kıymetli bir isimden bahsetmek istiyorum bugün: Yusuf Çetin.
Yakından tanıyan biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki Yusuf Hoca; sporcu, antrenör ve eğitimci kimliklerini başarıyla bir arada taşıyan, hayatını karateye adamış gerçek bir beyefendi ve sporda örnek bir rol modeldir.
Onun bu uzun soluklu yolculuğu, 1996 yılında katıldığı ilk Türkiye Şampiyonası ile başladı. Azmi, disiplini ve çalışkanlığı sayesinde kısa sürede ay-yıldızlı formayı giyme başarısı gösteren Yusuf Çetin, Balkan Şampiyonası’nda ülkemizi temsil etmenin gururunu yaşadı. Ardından Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında elde ettiği dereceler ve kazandığı madalyalarla yalnızca kendi kariyerine değil, Türk sporunun uluslararası alandaki gurur tablosuna da önemli katkılar sundu.
Ancak Yusuf Çetin’i asıl özel kılan, tatamide elde ettiği başarılarla yetinmeyip bilgi ve tecrübelerini genç nesillere aktarma isteğidir. Öğretmenlik mesleği ile antrenörlük kariyerini başarıyla birleştiren Yusuf Hoca, uzun yıllardır Karate Spor çatısı altında büyük bir özveriyle çalışmalarını sürdürüyor.
Bugün hâlâ ilk günkü heyecanıyla hem kulüp düzeyinde hem de milli takım seviyesinde yeni şampiyonlar yetiştirmek, ay-yıldızlı bayrağımızı uluslararası arenada dalgalandıracak pırıl pırıl sporcular kazandırmak için emek vermeye devam ediyor.
Tatamide rakiplerine karşı saygıyı elden bırakmayan bir şampiyon, kürsüde göğsümüzü kabartan bir milli sporcu ve bugün gençlerin yolunu aydınlatan tecrübeli bir usta…
Spor camiasına kattığın tüm değerler, yetiştirdiğin şampiyonlar ve hiç eksilmeyen spor aşkın için teşekkür ediyoruz Yusuf Hoca.
Yolun açık, başarıların daim olsun.
İyi ki varsın Yusuf Çetin.




