HOCALARIN HOCASI: SHİHAN HÜSEYİN BAHAR

HOCALARIN HOCASI: SHİHAN HÜSEYİN BAHAR
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Karate-Do denildiğinde…

HOCALARIN HOCASI: SHİHAN HÜSEYİN BAHAR


Yakup MELETLİSİYAHKUŞAK

Bu iki hece, kimileri için bir dövüş sanatı, kimileri için disiplinli bir beden terbiyesi belki. Ama bazıları için; o kelimeler, bir ömrün taşıyıcısı, bir ruhun yansıması, bir yaşamın özüdür.

İşte o nadir insanlardan biri, adını Türk Karate tarihine sarsılmaz bir kaya gibi yazdırmış olan Hüseyin Bahar’dır. Onun yaşamı, yalnızca bir bireyin serüveni değil, içsel bir uyanışın, adanmış bir yolculuğun ve erdemle yoğrulmuş bir insanlık öyküsünün destanıdır.

Yurtdışı Türkleri Karate Federasyonu Hüseyin Bahar hocayı onur belgesine layık gördü...

Yurtdışı Türkleri Karate Federasyonu Hüseyin Bahar hocayı onur belgesine layık gördü…

Bir Polisin Gölgesinden Doğan Işık: Karate ile Uyanış

1970’li yıllar… Türkiye yeni bir yüzyıla doğru ağır adımlarla ilerlerken, Gültepe’nin dar sokaklarında beş bekar polisin paylaştığı küçük bir evin içinde, Hüseyin Bahar adında genç bir polis memuru, kaderini sessizce yeniden yazıyordu. Meslektaşları gecelerini barlarda, meyhanelerde tüketirken; onun gecelerinde bir başka mücadele vardı: ruhunu ve bedenini terbiye etme savaşı.

Karate onun için bir spordan fazlasıydı. Bir yoldur Karate-Do: “do” yani yol… Bir benliği, bedeni ve ruhu ilmek ilmek örerek dönüştüren o kadim öğreti… Hüseyin Bahar, bu yolun yolcusu oldu. Ücretsiz ders verdiği Halk Eğitim Merkezi’nin çıplak salonlarında, gençlerin umutlarını avuçlarının arasına alarak şekil verdi. Kendine bir ücret değil, bir anlam arıyordu; buldu da. O gençlerin gözlerinde parıldayan umutla, kendi içindeki karanlık dehlizleri aydınlattı.

Gültepe’den Adana’ya: Karanlıkta Yanan Meşale

1972 yılında, dönemin savaş gibi çekişmeli Karate ve Taekwondo atmosferinde, o rakip değil, köprü oldu. Aslan Sağlam’ın Taekwondo dersleri başlatacağı haberine aldırış etmeden, Karate’yi halka ulaştırmak için bir düğün salonunun tozlu zemininde ders vermeye başladı. Çünkü onun gözünde Karate, bir karşılaşma değil, bir birleşmeydi.

Gültepe’nin köhne mahallesinde sokak sokak gezip gençleri toplayan, potansiyeli ham birer cevher gibi yoğuran bir ustaydı o. Onlara sadece teknik öğretmiyor; yaşamı, sabrı, mücadeleyi, vazgeçmemeyi öğretiyordu. Kimseye fark ettirmeden, hayatlarına birer kıvılcım bırakıyordu.

Adana’da Büyüyen Ateş: Bir Vizyonun Hizmetkârı

Yıllar ilerledikçe, yalnızca kendi yolunu değil, Karate-Do’nun Anadolu’da kök salmasını da sağladı. Hakkı Koşar hocasının Türkiye’ye yayma hayaline ortak oldu. Adana’ya geldiğinde, Ufuk Saraç ve Ömer Keleş gibi kıymetli isimlerle birlikte çalıştı. Bu birliktelik, Karate’nin güney illerinde yankılanan ilk çığlığıydı.

Ama hayat, ustalara da sınavlar sunar… Toplum Polisi olarak görev süresi sona erdiğinde, yeni tayin yeri Gaziantep olmuştu. Henüz federasyonu bile kurulmamış bir sporun geleceği belirsizdi. Ailesi, geçim derdi, çocukları… Hüseyin Bahar, bir yol ayrımında buldu kendini. Ya tutkularının peşinden gidecek, ya da ailesi ve görevi için fedakârlık yapacaktı. O, ikinci yolu seçti. Bir rüyayı erteleyip, bir sorumluluğu yüceltti. Çünkü o, yalnızca savaşmayı değil, gerektiğinde geri çekilmeyi de bilirdi. İşte bu yüzden gerçek bir savaşçıydı.

Öğrenmenin Sonu Yok: Ortaokuldan Akademik Zirveye

Hüseyin Bahar’ın hikâyesi burada sona ermedi; bilakis, yeni bir evreye girdi. Ortaokul mezunu bir polis memuru olarak başladığı hayatta, 27 yaşında liseye, ardından üniversiteye gitti. Gazi Üniversitesi’ni kazanarak, yaşam boyu öğrenme felsefesini bizzat yaşadı.

Hem memuriyetinde hem eğitiminde yurt içi ve dışı görevlerle adını yüceltti. Geceleri ders çalışarak, gündüzleri görev yaparak geçen yıllar, onun nasıl bir irade abidesi olduğunu gösterdi. O, bir bireyin öğrenme ve gelişme azminin nerelere varabileceğinin yaşayan ispatıydı. Kendisini aşarken, etrafına ilham veren bir figüre dönüştü.

Karate-Do’nun Kalbinde Bir İnsan: Hüseyin Bahar

Bugün…

Hüseyin Bahar hâlâ Karate-Do’yu anlatıyor. Ama sadece teknikleri değil; hayatı, sabrı, ahlakı, merhameti… Onun “Sizleri çok seviyorum” sözleri, bir öğretmenin değil, bir baba yüreğinin yankısıdır.

Karate-Do onun için ne madalya, ne şan… O, azimdir, dürüstlüktür, adanmışlıktır. O, içsel yolculukta kaybolmayanların, pes etmeyenlerin, kendini disiplinle yoğuranların yoludur. Hüseyin Bahar da bu yolun hem ustası, hem yolcusudur.

Bir İnsan, Bir Yolu Nasıl Aydınlatır?

Hüseyin Bahar’ın hikâyesi, yalnızca Karate sporunu değil, insanın kendini yeniden yaratabilme gücünü anlatır. Onunla tanışanlar bir öğretmen değil, bir dost, bir yoldaş, bir hayat rehberi bulmuştur.

O, Karate-Do’yu Türkiye’ye taşıyanlardan biri değil sadece; onu yaşayan, onu nefes gibi içine çeken ve bir ömre dönüştüren bir efsanedir. Bugün Karate-Do’nun etrafında bir araya gelen her gencin yüreğinde, Hüseyin Bahar’ın bıraktığı o kıvılcım yanar.

Ve o kıvılcım, zamanla bir meşaleye, bir mirasa dönüşür. Çünkü Hüseyin Bahar, yalnızca bir isim değil; bir değer, bir felsefe, bir ömürlük ışıktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.