EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ VE EMPATİ: BİR EŞOFMANIN ÖĞRETTİĞİ ÖĞRETMENLİK DERSİ

Dr. Sinan AĞLAR

SİNAN AĞAR İLE SPOR BİLİMİ
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Eğitimde Fırsat Eşitliği ve Empati:

BİR EŞOFMANIN ÖĞRETTİĞİ ÖĞRETMENLİK DERSİ

Eğitimde başarıyı konuşurken çoğu zaman notlardan, sınavlardan ve akademik performanstan bahsediyoruz. Oysa öğretmenlik mesleğinin en önemli yönlerinden biri, öğrencilerin yaşadığı sosyal ve ekonomik zorlukları anlayabilmektir.

Ben de öğretmenlik hayatım boyunca unutamadığım bir olay sayesinde eğitimde empati ve fırsat eşitliğinin ne kadar önemli olduğunu öğrendim.

Mesleğimin ilk yıllarında bir ortaokulda beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapıyordum. Disipline önem veren, kuralların eksiksiz uygulanmasını isteyen bir öğretmendim. Öğrencilerime beden eğitimi derslerine mutlaka eşofmanla gelmeleri gerektiğini söylemiştim.

Bir gün okul bahçesinde yoklama alırken bir öğrencimin eksik olduğunu fark ettim. Arkadaşları onun sınıfta nöbet tuttuğunu söyledi. Ancak onu nöbetçi olarak görevlendiren ben değildim. Durumu merak ederek sınıfa çıktım.

Kapıyı açtığımda sınıf boştu. Bir öğrencim sırasında oturuyor, başını önüne eğmiş halde sessizce ağlıyordu.

Yanına giderek neden derse katılmadığını sordum. Uzun süre konuşamadı. Daha sonra gözyaşlarını silerek bana şu cevabı verdi:

“Öğretmenim, eşofmanım yok. Annemle babam alamadı. Bahçeye çıkarsam herkes görecek diye korktum.”

O an eğitim hayatımın en önemli derslerinden birini aldım.

Karşımda kurallara uymayan bir öğrenci değil, maddi imkânsızlıklar nedeniyle utanç yaşayan bir çocuk vardı. Ben ise olayın görünen kısmına bakmış, öğrencimin yaşadığı zorluğu fark edememiştim.

Bu olaydan sonra öğretmenliğe bakış açım değişti. Eğitimde fırsat eşitliğinin sadece kitaplarda yazan bir kavram olmadığını, her gün sınıflarda yaşanan gerçek bir ihtiyaç olduğunu anladım. Bir kural koymadan önce öğrencilerin ekonomik durumlarını, aile şartlarını ve yaşadıkları sorunları düşünmeye başladım.

Çünkü bazı öğrenciler başarısız oldukları için değil, yeterli imkâna sahip olmadıkları için geride kalıyor.

Bugün eğitim sisteminde fırsat eşitliği, öğrenci başarısı ve sosyal adalet gibi kavramlar sıkça konuşuluyor. Ancak bazen bu kavramların gerçek anlamını bir öğrencinin gözyaşlarında görmek mümkün oluyor. Öğretmenlik sadece ders anlatmak değil; öğrencinin dünyasını anlayabilmek, onun sessiz çığlığını duyabilmek ve ihtiyaç duyduğu desteği verebilmektir.

Yıllar geçti, yüzlerce öğrenciyle karşılaştım. Ancak o gün sınıfta sessizce ağlayan öğrencimi hiç unutmadım. Çünkü bana öğretmenliğin özünü öğretti:

Önce öğrenciyi anlamak gerekir, sonra kuralları uygulamak.

Eğitimde empati, fırsat eşitliği ve insan odaklı yaklaşım olmadan gerçek başarıdan söz etmek mümkün değildir. Bir eşofman eksikliğiyle başlayan o hikâye, bana ömür boyu unutamayacağım bir öğretmenlik dersi verdi.

Dr. Sinan AĞLAR

Etiketler:
Eğitimde başarıyı konuşurken çoğu zaman notlardan, sınavlardan ve akademik performanstan bahsediyoruz. Oysa öğretmenlik mesleğinin en önemli yönlerinden biri, öğrencilerin yaşadığı sosyal ve ekonomik zorlukları anlayabilmektir. Bir gün okul bahçesinde yoklama alırken bir öğrencimin eksik olduğunu fark ettim. Arkadaşları onun sınıfta nöbet tuttuğunu söyledi. Ancak onu nöbetçi olarak görevlendiren ben değildim. Durumu merak ederek sınıfa çıktım.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.