DÜŞÜNMEK–CE!

Kemalyolcuyeni

Bazen veya çoğu zaman insan olarak düşüncelere dalarız. Ne, neden, niçin? ve işin tabiatı gereği aslında hiçbir soruya da cevap bulamıyoruz… İşte tam bu sırada kafandaki bu soruşları silmek için bir tuş arıyorsun, bilgisayar tuşu(Delete) gibi silesin yok edesin.

Bizler insanız şaşar beşeriz, bu nedenle bazılarımız inek sütüne başvuruyor, bazılarımız aslan sütüne ve kafasından sildiğini zannediyor. Ben şahsen dostlarımı arıyorum, soruları onlarla paylaşıyorum ve tüm düşüncelerden sıyrılıp çıkıyorum!

Dost: “Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi görüşülen kimse, düşman karşıtı.”
“Dostlar beni hatırlasın.” Âşık Veysel
Sporun sportif yönü kadar güzel bir olay yok, yeter ki yönetim boyutuna bulaşmayasın… Spor, kardeşlik, dostluk ve muhabbet olarak kalacak, ancak sporu yönetmek bunun dışında olsa gerek. Zor ve meşakkatli ve bir o kadar da çirkef, ecri ise çok ama çok mükafatlı, bu kadar sıkıntıyı aşabilene bu mükafat olmasa işkenceden öte değildir.

Seçimlere bir yıl kaldı. Federasyonlarda bir bir yasal işlemler için hazırlıklar yapılıyor, sonra kongreler olacak ve kazanan-kaybeden, belirlenecek. Ancak burada yapılan mücadele hep sporun gelişmesine yönelik olduğu sürece yapılan rekabet de bu doğrultuda olması gerekiyor. Bunu yapanlar hep bertaraf olmak zorunda, tarihin yaprakları bunu yapanlarla dolu, okuyup ibret almak gerek diye düşünüyorum.

Şöyle geçmişe bakarak geleceği kahin olmadan yorumladığımızda, geçmiş de devlet eli ile bazı imkanları kullanan ve 20-30 yıl bir bölgede bu noktalarda duran kişiler, bunun devamını sağlamak için çaba gösterirler ancak unuttukları bir şey var! Küçük dünyalarından sıyrılıp dışarıya çıktıklarında, Marmara denizinden, Okyanusa açılmış gibi ne yana gideceklerini ve ne yapacaklarını şaşırır kalırlar. Artık geri dönüşlerinde bunlara bir kılavuz gerekir ki, bunu da merkezden ararlar ve buldukları kılavuz ise bunlara sadece emri vaki rota verir, karşılıklı olmak kaydı ile…

Federasyon seçimlerinde gelinen noktaya bakınca, bunu çok rahat görebiliyor ve bundan birkaç yıl önce aklı evvelin birinin sözü aklıma geliyor, “İstanbul’da x yerde bi güzel yemek verdi mi, Anadolu’daki kulüplerin hepsinin oyu bizimdir.” İşte bugün hala bu tür kılavuzlar var ve bazılarına kılavuzluk yapmaya devam ediyorlar. Sonuç ne mi olur? derseniz, çok meraklanmaya gerek yok sonuçlar ortada…

Türkiye’yi bir bütün olarak görmeden, kendi dünyana göre yorumlamaya çalışmak ne kadar yanlış ise bu Kılavuzlarla yola çıkanların yarın düşecekleri durumda o kadar yanlış olacaktır. Bugün kendi egon için, ben duygunun kabarması için yaptığın çabaların yarın önüne dağ gibi yığılacak ve bunun faturasını ödemek sana düşecek, bu defa bunu sporcular ödemeyecek, sporculara ödetilemeyecek.

Düşünmek güzel ve düşüncelerini paylaşmak da çok güzel, eğer paylaşabileceğin dostların varsa, bunları çözmek ve çözüme kavuşturmak da güzel, şayet yok ve bunu Aslan Sütü ile çözebilecek, noktada isen, ya da kahve gibi tek başına isen, ne diyelim Allah kurtarsın.

Biz dostlarımızla hep çay içeriz, çay demlendikçe muhabbet artar, muhabbet arttıkça, gönüller hoş olur, soru ve sorunlar paylaşılır, dert olmaz.

Bugün Diyarbakır’da demlenen çaydan, bir bardak bize düşüyorsa, Bursa’da kestane şekerinden, bir tane ikram ediliyorsa, Mersin’den mandalina dalında ikram ediliyorsa, Adana’da, şalgam elden ikram ediliyorsa, Osmaniye’de fıstık bahçesinden ikram ediliyor ise, Antep’in Baklavası tattırılıyor ise, Antalya’nın denizi hep beraber seyredebiliyorsak, Ankara’da melemeni hep aynıtasda yiyebiliyorsak, Samsun’da muhabbete doyamıyorsak, Ordu’da fındıksız günün geçmiyor ise, Maraş’da, dondurmanın özü ikram ediliyor ise, Kayseri’de sucuk teklifsiz bakırtasda önüne gelebiliyorsa, Konya’da, etli ekmek, muhabbete yeniyor ise, ve tüm bunların üzerine çay içmek kadar güzel ne ola bilir.

Bu dostlarla ve bu düşüncelerle yaşayan arkadaşlarımla birlik de oldukça, ne dert kalır nede sorun, nede sıkıntı.

Düşünmek güzel…