UZAK DOĞU SPORLARI VE FELSEFELERİ ARASINDA NASIL BİR BAĞ VARDIR?
UZAK DOĞU SPORLARI VE FELSEFELERİ ARASINDA NASIL BİR BAĞ VARDIR?
‘Uzak Doğu sporları (özellikle dövüş sanatları) ile felsefe arasındaki bağ oldukça derindir. Birçok gelenekte spor yalnızca fiziksel güç geliştirme yöntemi değil, aynı zamanda karakter eğitimi, zihinsel disiplin ve yaşam anlayışı geliştirme aracı olarak görülür.
Bu tanımlara tarihsel kökenler açısından bakılırsa:
Çin, Japonya ve Kore’de gelişen birçok dövüş sanatı; felsefi ve dini akımlardan etkilenmiştir:
Taoizm: Doğayla uyum, akışa uyum sağlama ve gereksiz dirençten kaçınma düşüncesi birçok Çin dövüş sanatında görülür. Özellikle Tai Chi bunun en bilinen örneklerinden biridir.
Konfüçyüsçülük: Saygı, öz disiplin, hiyerarşi ve ahlaki gelişim vurgusu dojo ve eğitim kültürüne yansımıştır.
Zen ya da Chan Budizmi: Anda kalma, dikkat, zihinsel berraklık ve ego kontrolü özellikle Japon ve Çin deki dövüş sanatlarında önemli yer tutar.
Dövüş sanatlarında ortak felsefi temalar şu şekilde dile getirilir:
1. Kendini aşma anlamında.
Batı sporlarında çoğu zaman rakibi yenmek ön plandayken, birçok Uzak Doğu geleneğinde asıl rakibin kişinin kendi korkuları, öfkesi ve zayıflıkları olduğu öğretilir.
Örneğin Karate eğitiminde teknik başarı kadar karakter gelişimi de önemli bir yer tutar.
2. Zihin-beden birliği anlamında
Uzak Doğu düşüncesinde beden ve zihin ayrı varlıklar olarak değil, bir bütün olarak ele alınır. Bu nedenle antrenman sadece kasları değil: Aynı zamanda zihinsel dikkati, ruhsal sabrı, nefes kontrolünü ve duygusal dengeyi geliştirmeyi hedefler.
3. Disiplin ve tekrar açısından bakılacak olursa
Binlerce kez aynı hareketi çalışmak yalnızca teknik mükemmellik için değil, sabır ve irade geliştirmek için de bir yöntem olarak görülür. (Türk’lerin pek sevmediği bölüm!)
4. Gücün sorumluluğunu taşıma açısından
Birçok gelenekte dövüş sanatının amacı kavga etmek değil, kavga etmeye ihtiyaç duymamayı öğrenmektir. Bu sanatlarda güç sahibi olmanın beraberinde öz kontrol getirmesi gerektiği vurgulanır.
Örnekler şu şekilde sıralanabilir:
Aikido rakibi yok etmek yerine onun enerjisini yönlendirmeyi amaçlar. Bu yaklaşım çatışmayı dönüştürme fikrine dayanır. Judo ‘maksimum verim, karşılıklı fayda’ ilkelerini benimser.
Kendo fiziksel becerinin yanında karakter terbiyesini de hedefler. Tai Chi hareket, nefes ve meditasyonu birleştirir.
Bu çalışmalar felsefi açıdan neden önemlidir?
Bu geleneklerde spor, bir amaç değil bir ‘yol’ olarak görülür. Japonca’da birçok sanatın sonunda bulunan ‘ do’ eki (‘yol’ anlamına gelir) bunu yansıtır:
Judo = ‘yumuşaklığın yolu’ olarak tanımlanır.
Kendo = ‘kılıcın yolu’,
Aikido = ‘uyumun enerjisinin yolu’
Diğer taraftan Çin dövüş ve şifa sanatı olarak tanımlanan Tai Chi ise, bir egzersiz sistemi veya dövüş sanatından öte, Taoist dünya görüşünün bedensel olarak deneyimlenebildiği bir yaşam pratiği olarak değerlendirilebilir. Buradaki amaç sadece teknik ustalık değil, yaşamın her alanına taşınabilecek bir bilinç ve karakter geliştirmektir.
Bu nedenle Uzak Doğu sporları ile felsefe arasındaki ilişki, ‘spor yaparken felsefe düşünmek’ten daha fazlasıdır; sporun kendisi, kişinin kendini tanıması ve dönüştürmesi için bir felsefi pratik olarak görülür.’
Kuzey ege tai chi sağlık sanatı platformu ‘Uzak doğu dövüş kültürü, nereye yaslanır?’ adlı paylaşımlardan alınmıştır.
Mehmet Nesimi YILMAZ – SİYAHKUŞAK