SENSEİ DOĞAN KILIÇ, KARATE-DO’NUN SESSİZ NEFERİ

SENSEİ DOĞAN KILIÇ, KARATE-DO’NUN SESSİZ NEFERİ
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

“Karate-Do’nun Türkiye’deki yaşayan ruhu olarak var oldu.”

SENSEİ DOĞAN KILIÇ, KARATE-DO’NUN SESSİZ NEFERİ

Doğan Kılıç hocanın gülen yüzü: Onun biyografisi, salt bir başarı öyküsünün çok ötesinde...

Doğan Kılıç hocanın gülen yüzü: Onun biyografisi, salt bir başarı öyküsünün çok ötesinde…

Hazırlayan: Yakup MELETLİ

1955 yılında, Anadolu’nun çetin coğrafyasında, Kelkit Vadisi’nin Bayburt topraklarında yankılanan ilk nefes, yalnızca bir bedenin değil, aynı zamanda derin bir felsefenin de bu topraklarda filizlenişine işaret ediyordu.

Sensei Doğan Kılıç, yaşamı boyunca yalnızca bir sporcu ya da eğitmen olarak değil, bir düşünür, bir sanatçı ve Karate-Do’nun Türkiye’deki yaşayan ruhu olarak var oldu. Onun biyografisi, salt bir başarı öyküsünün çok ötesinde, kadim bir geleneğin modern bir medeniyette nasıl kök saldığının ve yeşerdiğinin edebi ve felsefi bir anlatımıdır.

TKF As Başkanı Sensei Hayrettin HAMURCU, Sensei Şaban TURAN, Sensei Doğan KILIÇ, TKF Başkanı Ercüment TAŞDEMİR

TKF As Başkanı Sensei Hayrettin HAMURCU, Sensei Şaban TURAN, Sensei Doğan KILIÇ, TKF Başkanı Ercüment TAŞDEMİR

Egosuzluğa Giden İlk Adımlar

1970’te, genç bir ruh olan Kılıç’ın yolu, Japon savaş sanatlarının kapısını aralayan Judo ile kesişti. Bu ilk temas, ona bedenin denge ve disiplinle nasıl terbiye edileceğini öğretti. Ancak asıl uyanış, bir yıl sonra, 1971’de, Sensei Hakkı Koşar’ın öğrencisi olarak Karate-Do ile tanıştığında gerçekleşti. Bu, bir spor branşına geçişten ziyade, varoluşsal bir yolculuğun başlangıcıydı. Sadece üç yıl içinde, hocasının asistanlığına yükselmesi, onun yalnızca fiziksel yeteneğinin değil, aynı zamanda sarsılmaz bir azim, içsel bir disiplin ve en önemlisi, egoyu eriten bir alçakgönüllülüğün de kanıtıydı. Ustalık, onun için her zaman bir varış noktası değil, devam eden bir arayış, sonsuz bir öğrenme süreciydi.

1976’da, askerlik görevini tamamladıktan sonra İstanbul Akatlar’da kendi dojosunu kurdu. Burada geçen yıllar, onun yalnızca bir spor adamı olmadığını, aynı zamanda bir mimar, bir usta olduğunu gösterdi. İnşa ettiği yapı, beton duvarlardan değil, sabır, adanmışlık ve fedakârlıkla örülmüş, 20.000’den fazla öğrencinin ruhunu yoğuran manevi bir mabetti. Her bir öğrenci, Karate-Do felsefesinin yankılandığı, birer yansıma, birer miras oldu.

Felsefenin Toplumsal Yankısı: Dojodan Öte Bir Yaşam Biçimi

Sensei Kılıç’ın etkileri, dojonun sınırlarını çoktan aşmıştı. Farklı dönemlerde 17 yıl boyunca Karate Milli Takımlar Teknik Direktörlüğü görevini üstlenmesi, onun yalnızca teknik bilgisiyle değil, aynı zamanda öğrencilerine aşıladığı tevazu, saygı ve evrensel değerlerle de ne denli derin bir iz bıraktığının bir kanıtıdır. Kazandırdığı madalyalar yalnızca metal parçaları değil, aynı zamanda bu felsefenin somutlaşmış zaferleridir.

Karate-Do’nun temel ilkeleri, yani disiplin, saygı ve kendine hâkimiyet

1980’lerde, gazetecilik ve televizyon dünyasına adım atması, Karate-Do’nun yalnızca dövüş sanatları salonlarına hapsedilemeyecek kadar derin bir öğreti olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Günaydın ve Sabah gazetelerindeki yazıları ve ATV’deki “Doğan Kılıç Karate Okulu” programı, Karate-Do’nun temel ilkelerini, yani disiplin, saygı ve kendine hâkimiyet felsefesini, geniş kitlelere ulaştırdı. O, bir öğretmenin bilgiyi öğrencilerine aktarması gibi, bu kadim felsefeyi de toplumun kılcal damarlarına kadar yayma misyonunu üstlenmişti.

Sakin sesi ve keskin hareketleriyle tanınan  Sensei Doğan Kılıç, en karmaşık teknikleri bile basit ve doğal hissettirmenin bir yolunu buluyor. Güçlü kihon, akıcı kata ve gerçekçi kumiteyi, hareketi sadece icra etmeye değil, hissetmeye de odaklanarak harmanlıyor.

Tarihi kare, bir zamanlar karatenin lider kadrosu

Tarihi kare, bir zamanlar karatenin lider kadrosu

Eğitim tarzı mı? Derinlemesine analitik ama inanılmaz derecede insani. Öğrencilerini her vuruşun ardındaki amacı, her adımın ritmini ve her selamın ardındaki ruhu anlamaya teşvik ediyor. Sadece ne yapacağınızı öğrenmekle kalmıyor, neden önemli olduğunu da öğreniyorsunuz.

Sadece bedenen değil, ruhen de daha güçlü bırakması şaşırtıcı değil.

Karate-Do çalışmaları insanları sadece bedenen değil, ruhen de daha güçlü bırakması şaşırtıcı değil. Sensei Doğan Kılıç bize gerçek karatenin hakimiyetle ilgili olmadığını, sürekli kendini geliştirmekle ilgili olduğunu hatırlatıyor.

Kendisine bundan sonraki yaşamında sevdikleriyle birlikte hayırlı, huzurlu ve sağlıklı bir ömür diliyoruz. Onun hikâyesi, Karate-Do’nun sadece bir mücadele sanatı değil, aynı zamanda ruhu olgunlaştıran bir yol olduğunun canlı kanıtıdır.

Oss..!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.