TATEMİDE EZBER BOZAN SENSEİ MURAT SEFA’NIN GELECEK HAMLESİ

Vasfi AŞÇI

SPORUN NABZI
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Vasfi Aşçı’nın Köşe Yazısı

Bazen bir röportaj izlersiniz; sadece soruları ve cevapları dinlemezsiniz. Bir vizyonu, bir heyecanı ve geleceğe dair kurulmuş büyük bir hayali de görürsünüz.

İşte Türk Karate TV’de, değerli spor adamı Sensei Hakan Alpay ile Türkiye Karate Federasyonu U14 Teknik Kurul Başkanı Sensei Murat Sefa arasında gerçekleşen söyleşiyi tam da bu duygularla izledim.

Samimiyetle söylemeliyim ki, ekran başından ayrılmadan, büyük bir heyecan ve keyifle sonuna kadar takip ettim. Çünkü konuşulan konu yalnızca bir seçme organizasyonu değildi. Konu, Türk karatesinin yarınlarıydı.

Henüz kısa bir süre önce U14 Teknik Kurul Başkanlığı görevine getirilen Sensei Murat Sefa’nın anlattıkları bana şunu düşündürdü: Sanki Türk karatesinin altyapısına sihirli bir dokunuş yapıyor.

Elbette burada sihirden söz etmiyorum. Akıldan, projeden, cesaretten ve çalışmaktan söz ediyorum.

Daha görevinin üzerinden çok kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen ortaya koyduğu düşünceler ve attığı adımlar, altyapıda farklı bir anlayışın oluşmaya başladığını gösteriyor.

EZBER BOZMAYA GELDİK

Röportaj boyunca en çok dikkatimi çeken cümlelerden biri buydu.

Sensei Murat Sefa, “Biz ezber bozmaya geldik.” derken aslında yıllardır konuşulan, ancak hayata geçirilmesi kolay olmayan bir değişimin kapısını aralıyordu.

Bugün Türkiye’de U14 yaş grubunda yaklaşık 6 bin sporculuk büyük bir altyapıdan söz ediyoruz. Antalya Türkiye Şampiyonası’nda 5 bin 500’e yakın sporcunun tatamiye çıktığı düşünüldüğünde, karşımızdaki potansiyelin büyüklüğü daha iyi anlaşılıyor.

Böylesine geniş bir havuzun içerisinden yalnızca ilk dört sporcuyu görmenin yeterli olmadığını söylüyor Murat Sefa.

Ve ardından çok önemli bir cümle kuruyor:

“Anadolu’nun en ücra köşesindeki çocuğa ulaşmamız gerekiyor. Ona fırsat vermemiz gerekiyor. Çünkü fırsat verilirse neler yapabileceğini biliyoruz.”

İşte bu, bana göre yalnızca bir teknik kurul başkanının değil, bir gelecek planlayıcısının bakış açısıdır.

Çünkü yetenek her zaman ilk dört sırada karşımıza çıkmaz.

Bazen bir şampiyonanın dışında kalan, adı fazla duyulmayan bir çocuğun içinde büyük bir şampiyon saklıdır.

Mesele o çocuğu bulabilmektir.

ÖLÇEMEDİĞİNİ GELİŞTİREMEZSİN

Sensei Murat Sefa’nın üzerinde özellikle durduğu konulardan biri de verilerdi.

“Ölçülemeyen hiçbir şey geliştirilemez.” diyor.

Ne kadar doğru…

Kararları yalnızca hislerle değil, istatistiklerle desteklemek; doğru yolda olup olmadığımızı rakamlarla görmek ve yapılan çalışmaların sonuçlarını somut biçimde değerlendirmek…

Türk karatesinin altyapısında bilimsel ve ölçülebilir bir sistem oluşturma düşüncesi, bence bu projenin en önemli taraflarından biri.

Seçmelerin ardından teknik istatistiklerin paylaşılacağının ifade edilmesi de bunun önemli bir göstergesi.

Artık sadece “Kim kazandı?” sorusuna değil, “Neden kazandı, nasıl kazandı, hangi verilerle öne çıktı?” sorularına da cevap aranacak.

Bu anlayışın Türk karatesine uzun vadede çok önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.

İLK 16 KARARI VE TATEMİNİN VERDİĞİ CEVAP

Röportajın belki de en çarpıcı bölümü burasıydı.

Kore’den dönen milli takım kadrosu doğrudan Venedik’e götürülebilirdi.

Ancak Murat Sefa ve teknik kurul farklı bir yol izlemeyi tercih etti.

“İlk 16 sporcuyu seçmeye çağıralım.” dediler.

Bu karar doğal olarak bazı eleştirileri de beraberinde getirdi.

“16. sıradaki sporcu ne yapacak?” diyenler oldu.

Ama verilen cevap son derece anlamlıydı:

Bir çocuğun kaderi tek bir maça bağlı olmamalı.

Son sözü ise tatami söyledi.

İlk 16 içerisinde 12, 14, 15 ve 16. sıralardan gelen sporcuların da bulunduğu toplam 6 sporcu, seçmeleri kazanarak Venedik Milli Takımı’na girmeyi başardı.

İşte burada sistem kendisini gösterdi.

Bir sporcu tesadüf olabilir.

İki olabilir.

Üç olabilir.

Ama altı sporcunun aynı sistem içerisinde öne çıkması artık tesadüf olarak açıklanamaz.

Tatami, verilen fırsatın karşılığını verdi.

KATA HAVUZUNDAN KUMİTE HAVUZUNA

Röportajda beni en fazla heyecanlandıran projelerden biri de “havuz sistemi” oldu.

Murat Sefa, daha önce kata sorumlusu olduğu dönemde oluşturulan geniş kata havuzunun sonuçlarını anlattı.

Türkiye Şampiyonası’nda dereceye giremeyen bazı sporcuların Balkan Şampiyonası’nda madalya kazanması ve ardından seçmelerde başarılı olması, bu sistemin ne kadar değerli olduğunu gösteriyor.

Şimdi hedef daha büyük.

2027 yılında Japonya modeline benzer şekilde 150-200 sporcudan oluşan geniş bir kumite havuzu oluşturulması planlanıyor.

Yıl boyunca takip edilen, gelişimleri izlenen, kamplara çağrılan ve uluslararası organizasyonlarda değerlendirilen sporcular…

Bence Türk karatesinin geleceğine yapılabilecek en önemli yatırımlardan biri tam da budur.

Çünkü şampiyon sporcu yalnızca şampiyona zamanı aranmaz.

Şampiyon sporcu yıllar öncesinden takip edilir, geliştirilir ve doğru zamanda doğru şekilde hazırlanır.

VENEDİK BİR TURNUVA DEĞİL, BİR OKUL

Sensei Murat Sefa’nın Venedik değerlendirmesi de oldukça anlamlıydı.

U14 sporcuları bugüne kadar en büyük uluslararası deneyimlerinden biri olarak Balkan Şampiyonası’nı görüyordu.

Şimdi ise bir yıl içerisinde Kore ve Venedik olmak üzere iki Dünya Gençlik Ligi tecrübesi yaşayacaklar.

“Belki ilk yıl madalya gelmeyebilir.” diyor Murat Sefa.

Ve bence burada çok önemli bir noktanın altını çiziyor.

Asıl hedef yalnızca madalya değil.

Çocukların dünya atmosferini tanıması, uluslararası rekabetin stresini öğrenmesi, farklı ülkelerden sporcularla mücadele etmesi ve gelecekte Ümit Milli Takım seviyesine hazır hale gelmesi…

İşte uzun vadeli planlama tam olarak budur.

Bazen bir turnuvadan madalyasız dönersiniz ama yıllar sonra o organizasyonda kazanılan tecrübenin çok daha büyük madalyalara dönüştüğünü görürsünüz.

BU İŞİN ARKASINDA BİR GÜVEN VAR

Sensei Murat Sefa, söyleşinin birçok bölümünde Türkiye Karate Federasyonu Başkanı Ercüment Taşdemir’e ve federasyon yönetimine teşekkür etti.

Çünkü bu projelerin hayata geçirilebilmesi için maddi ve manevi desteğin önemli olduğunu özellikle vurguladı.

Bir teknik kurulun rahat çalışabilmesi için yalnızca iyi fikirlere değil, güven ortamına da ihtiyaç vardır.

Teknik ekibin yönetime güvenmesi kadar, yönetimin de teknik ekibe güvenmesi gerekir.

Anlaşılan o ki bu güven, bugün ortaya konulan projelerin en önemli dayanaklarından biri.

SON SÖZ

Türk Karate TV’de Hakan Alpay’ın gerçekleştirdiği bu söyleşi, bana göre son dönemin dikkat çeken karate yayınlarından biriydi.

Çünkü polemik değil, proje konuşuldu.

Kişiler değil, çocuklar konuşuldu.

Bugün değil, yarınlar konuşuldu.

Sensei Murat Sefa henüz görevinin başında.

Ama ortaya koyduğu düşünceler ve attığı ilk adımlar, Türk karatesinin altyapısında yeni bir anlayışın filizlenmeye başladığını gösteriyor.

Tatemide artık sadece madalya aranmıyor.

Tatemide artık gelecek inşa ediliyor.

Ve inanıyorum ki bugün Anadolu’nun en ücra köşesinde fırsat verilen o çocuklar, yarın Ay-Yıldızlı forma ile dünya kürsülerine çıktığında, bu değişimin başlangıç noktalarından biri olarak U14 Teknik Kurulu’nun attığı cesur adımlar hatırlanacak.

Çünkü bazen büyük başarılar, büyük salonlarda değil; henüz kimsenin adını bilmediği küçük bir tatemide, bir çocuğa verilen fırsatla başlar.

#karate #TürkKaratesi #MuratSefa #U14Karate #KarateFederasyonu #Altyapı #MilliTakım #KarateTV #Tatami #VasfiAşçı

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.