Sıradaki içerik:

E DERGİ’DEN VURAL YILMAZ’IN GÜNDEM YAKALAYAN YAZISI, “ADI KARATE, SELAMI OSS, FEDERASYONU TKF!”

e
sv

DO’ NUN IŞIĞIYLA

186 okunma — 10 Şubat 2021 00:16

  Do Mücadele sanatlarının felsefi, ahlaki boyutudur. Do aslında çokça dile getirilen ama bir o kadar da ıskalanan ve yanlış bilinen bir olgudur. Bütün mücadele sanatçıları Do yu bir şekilde kabul eder. Kimi adını anarak kabul eder, kimi dolaylı kabul eder, kimi de başka bir adla kabul eder. Ama yadsıyan görülmez. Peki ya içerik? Ya öz? Ya ilkelerin ışığını yaşam denen yolun üzerine serpme? Hak getire. Böyle olmamalı. Ama maalesef oluyor işte.

Mücadele sanatları binlerce yıllık bir yolculuğun adı. İnsanın doğa ile, insanın kendisi ile, insanın türdeşleriyle olan mücadelesinde bu sanatların binlerce yıllık etkisi ve yol göstericiliği var. Her olgu gibi bu sanatlarda zaman zaman çok olumlu yönlerde kullanılmış, ama zaman zamanda artniyetli insanların elinde çok kötü amaçların aracı olmuş. Demekki burada sadece mücadele sanatları çalışarak iyi ve olumluya gitmek mümkün değil. Bir ahlaki pusulamızın da olması gerekir ki yaptığımız sanatlar bize ve insanlığa fayda sağlasın. İşte bu ahlaki pusulaya biz DO diyoruz. 

  Mücadele sanatlarının bedensel açıdan çok büyük faydaları var. Bu sanatlar beden, akıl ve insan ilişkilerinde doyurucu özellik ve nitelikleriyle karşımızda. Ancak tamamlanmışlık haliyle. Nedir bu tamamlanmışlık hali? Ahlaklı olmanın ta kendisidir. İşte bu tamamlanmışlık halini biz büyük üstatlarda görüyoruz. Ankoh İtosu da, Jigaro Kano da, Gichin Funakoshi de, Morihei Ueshiba da, Masutatsu Oyama da ve daha pek çok bilge usta da. Onların dik duruşu, zulüm karşısında eğilmemesi, merhameti, bilgeliği ve sadeliği Do kültürünü özümsemiş olmalarındandır. 

 Do hakkında yapılan değerlendirmelerin bir kısmı gerçekleri yansıtmaz mahiyettedir. Do yu sadece Uzakdoğu kültürüne endekslemek isteyenler vardır. Bu anlayışa göre Do, sadece  Uzakdoğu dinlerine mahsustur ve onların dinleri ile ilgilidir. Halbuki bu düşünce son derece yanlıştır. Çünkü o, insanlığın evrensel ahlaki değerleri ile ilgilidir. Tabi ki burada ahlak felsefesine yönelik bir tartışmada gündeme gelmektedir. Evrensel ahlak ilkeleri mevcut mudur?  

  Ben burada ahlaki ilkelerin göreceliğinden  çok evrenselliğine inanırım. Evet görece olan ahlak ilkeleri vardır ama evrensel olanları da mevcuttur. 

  Mesela ahlakta en evrensel ilke olarak karşımıza İYİ OLANI İSTEME VE İYİ OLANI YAPMA ilkesi çıkar. Bu ilke Do nun ta kendisidir. Bu çerçevede Do, dinler ve kültürler üstü bir arayış ve yönelişin adıdır. 

 Do salt, katıksız ve katışıksız olarak insan olmak ve insan kalmak demektir. Hiçbir çıkara satın alınmamak ve satın almamak demektir. Do bu dünyanın fani olduğunu ve hepimizin fanilik içinde bu gökkubbede hoş bir seda  bırakmamızın bilincini kuşanmanın adıdır. İşte bu yüzden mücadele sporları Do ile yapılmalı, Do asla ıskalanmamalıdır. 

  Do olmadan ne karatenin, ne shaolinin, ne judo nun, ne Taekwondo nun ne Hapkido nun, ne Aikido nun tarihi yazılabilir. Do olmadan ne Jıgaro kano, ne Anko İtosu, Ne Gichin Funakoshi, ne Morihei Ueshiba ne Masutatsu Oyama bilinebilir. Do mücadele sanatlarının çekirdeğidir. Do cevizin kabuğunu kırdıktan sonra içindeki özüdür. 

  Do Hayattır. Do hikmetle bakabilmektir yaşama ve olan bitene. Do çağın yitiği olan vicdan ve merhamettir. Do Peygamberimizin, “ilim Çinde de olsa alınız” diye buyurduğu ilimdir. Do Mustafa Kemal’in “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” dediği hakiki mürşitin ta kendisidir. 

  O zaman yarın artık bu gündür diyelim ve Do ışığından arındırıpta kuşa çevirdiğimiz, karanlıkta bıraktığımız mücadele sanatlarına ışığı serpmenin ve tekrar aydınlatmanın yolu gelmiştir. O halde ne duruyoruz? Do ya koşmanın zamanı gelmedi mi artık? 

Osman KAYA

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.