QİNLONG’UN İNCİSİ VE KARAGÖL EFSANESİ – 8
QİNLONG’UN İNCİSİ VE KARAGÖL EFSANESİ
𝕐𝕖𝕟𝕚 𝕪𝕒𝕫𝕚 𝕕𝕚𝕫𝕚𝕤𝕚: 𝟠
-Ben de seni bekliyordum, Lin. Dedi, karşıdaki.
Şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemeyen Lin, yutkundu ve sen kimsin? Diyebildi, kısık bir sesle.
-Ben senim! Sen de bensin! Bak ne diyeceğim! Bu hazineyi ve inciyi ben çaldım. Bu mağarada ikimizden başka kimse yok. Senin buraya mutlaka geleceğini biliyordum. İstersen hepsini alıp gidebilirsin. Korkma! Ben her şeyi senin için yaptım. Bugüne kadar hep ezildin, horlandın, aşağılandın, dalga geçildin. Annemiz hastaydı ve kimse ona bir tas su bile vermedi. Onu sağlığa kavuşturmak için çok çabaladın. Hatta hayatını riske edip Qinglong’ a gittin. Peki o ne yaptı? Kendi cesaret edemediği şeyi sana görev olarak verdi. Ardından kılıç ustası Lü Dongbin sana ne yaptı? Bir sürü eğitim verdi. Pek ala kendisi buraya gelebilirdi. Neden gelmedi de seni gönderdi? Çünkü her ikisi de benden yani senden korkuyorlardı. Bu mağaraya girip bu inciyi almaya cesaretleri yoktu! Aynı zamanda seni kullanmak kolaylarına geliyordu. Oysa sen, yani ben; ikimiz en iyisiyiz. Düşünsene benden başka kim aklı, zekası ve cesaretiyle Qinglong’un incisini çalabilirdi? Çünkü biz güçlü, akıllı ve zekiyiz. Kimse bizi bundan sonra aşağılamayacak! Hor göremeyecek! Kandırıp kullanamayacak! Ben şimdi çıkıyorum buradan ne var ne yok hepsini al ve git! Kimseye de verme! dedi.
Kararsızlıklar içinde bocalayan Lin’in kulaklarına kılıç ustası Lü Dongbin’in sözleri yankılandı!
‘Bütün insanlar ölümlü olduklarını unutup, hayatta değmeyecek şeylere kendilerini bağlayıp hırsızlıklar, haydutluklar yaparlar. Yalan söylerler, kıskançlık yaparlar. Birbirlerini aldatırlar. Ellerindeki şeylere o kadar bel bağlarlar ki onların kölesi olurlar. Sonun da her şeyi bırakıp giderler.’
Bir an için durakladı. İki adım geri çekildi.
-Hayır! Bunların hiçbirine dokunmayacağım. Ben birilerine söz verdim. Eğer sözümü yerine getiremezsem kendi kendime yanlış yapmış olurum. En önemlisi kendime olan inancımı ve saygımı kaybetmiş olurum. Söz, her şeyden önemli ve üstündür. Ben sadece inciyi alıp gideceğim ve başka şeylere asla el sürmeyeceğim. O inciyi de Qinglong’a vereceğim.
Bu sözleri duyan karşıdaki Lin, hızla ortaya zıpladı ve kılıcını kaldırdı.
-Eğer beni yenersen inciyi ancak alabilirsin. İnciyi alabilmen için beni aradan çıkarmalısın! Seni kendini beğenmiş züppe! Diye hızla saldırdı. Gelen ani ve güçlü saldırıyı hocasının “Yeşil Ejderha Sudan Çıkar” tekniğiyle birden boşa çıkardı. Ardından gelen ikinci hamle o kadar güçlü ve hızlıydı ki onu da “Bulutlar Arasında Uçan Ejderha” tekniğiyle savuşturdu. Ve bir an da iki lin, karşılıklı korkunç bir savaşa giriştiler. Kılıçlarından çıkan kıvılcımlar karanlık mağarayı gündüz gibi aydınlatıyor, kılıç sesleri mağaranın derinliğindeki kan emici yarasaları dışarı kaçırıyor, kovuklardaki akrep, çıyan ve zehirli yılanlar daha derinlere kaçıyorlardı.
Saatlerce süren dövüşten kimse galip gelemiyordu. Birden kılıç ustası Lü Dongbin’in sözleri Lin’in kulaklarında yankılandı: ‘Dünyanın en akıllı ustaları savaşmadan kazanan kişilerdir!’
Lin, birden durdu ve karşıdaki Lin’e bakıp elindeki kılıcı uzağa doğru attı.
Devam edecek…
Mehmet Nesimi YILMAZ