BİR SPOR DEĞİL, BİR TERBİYE MESELESİ.
Dışarıdan bakıldığında birçok farklı mücadele sanatının hepsi, tekme, yumruk savunma ve saldırı tekniklerinden ibaret gibi görünebilir. Ancak bu spor branşı ile ilgili bilinmesi gereken en önemli husus, bu sporların özünde rakibi yenmekten çok kendini yenebilme felsefesidir.
BİR SPOR DEĞİL, BİR TERBİYE MESELESİ
Modern hayatın hızı arttıkça, insanlar sporu maalesef yaz aylarına hazırlanma ve fit kalma aracı olarak görmekte. Bu noktadan bakarsak Salonların ve özellikle Fitness bölümlerinin tıka basa dolu olduğunu görüyoruz.
Ancak bazı spor branşları var ki yalnızca kasları değil, insanın karakterini de çalıştırıp geliştirmektedir. İşte Mücadele sporları da tam olarak burada diğer tüm spor branşlarından ayrışmaktadır.
Dışarıdan bakıldığında birçok farklı mücadele sanatının hepsi, tekme, yumruk savunma ve saldırı tekniklerinden ibaret gibi görünebilir. Ancak bu spor branşı ile ilgili bilinmesi gereken en önemli husus, bu sporların özünde rakibi yenmekten çok kendini yenebilme felsefesidir. Salona girerken veya hocaya ya da rakibe verilen sporcu selamı, asla basit bir gelenek değil tam aksine İnsanoğlunun en büyük düşmanı olan egosunu kapının dışında bırakmanın sembolüdür. Günümüzde etik değerlerini kaybetmiş toplumların en çok da buna ihtiyacı vardır.
Mücadele sporlarının bireye verdiği en önemli diğer katkı ise, İnsanoğlunun doğal gücünü, birilerine tehdit savurarak ya da saldırıp şiddet uygulayarak değil, O gücü kontrol edebilmeyi öğretmesidir. Özellikle çocukların bu sporlarla tanışması bu yüzden çok kıymetlidir. Mücadele sporları bireye, Kazanmayı öğretirken aynı zamanda kibirli olmamayı da öğretir. Kaybetmeyi öğretirken aynı zaman da pes etmemeyi de öğretir. Bu özellikleri bugünün eğitim sisteminde bulmanız imkansızdır.
Bir de tabi ki işin felsefi tarafı var. Zaten Mücadele sporlarını diğer spor branşlarından ayrıcalıklı kılan en önemli tarafı da budur. Batıda gelişen ve ortaya çıkan spor anlayışı genellikle, daha hızlı, daha güçlü, mottosuyla ilerlerken, Mücadele sporları, daha dengeli, daha bilinçli, olmayı önceler. Rakibin gücünü ona karşı kullanmak, sertliğe yumuşaklıkla cevap vermek. Bunlar sadece spor salonunda değil, hayatın içinde de geçerli ilkelerdir.
Elbette Mücadele sporları da zamanla ticarileşmiş, bahis şirketlerinin kıskacına girmiş ve maalesef bir ticari meta haline gelmeye başlamıştır. Özellikle profesyonel Boks, Kick Boks, Muay Thai ve Kafes dövüşü organizasyonları batının medya gücü ile bu konuda oldukça bilinir haldedir. Aslında Tayland’da yerel olarak neredeyse her şehirde popüler olarak yapılan bahis turnuvaları, bugün ki güncel durumun temelini oluşturmaktadır.
Profesyonelliğin yanında, amatör olarak yapılan branşların içerisindeki, hızlı kemer terfileri, Antrenörlük ve Kıdem diplomaları, öğrencilerin üzerindeki madalya baskısı da maalesef Mücadele sporlarının en önemli özelliği olan felsefi yapısından uzaklaştırmaktadır.
Ancak yaptığı işi iyi insan eğitmek olarak gören, doğru Antrenörlerin doğru bir anlayışla uyguladığı eğitimler sayesinde, Mücadele sporları yapan öğrenciler iyi sporcu ve iyi insan olarak yetişmeye devam etmekte ve buda bize gelecek adına umut vermektedir.
İşte tamda bu yüzden, yüzyıllar geçse de Mücadele bu sporları popülerliğini hiçbir zaman kaybetmeyecektir. Teknoloji baş döndürücü bir şekilde değişsede, İnsan sayısı ve şehirler devasa şekilde büyüsede, yaşam ve hayat gün geçtikçe zorlaşsa şekilde değişsede insanoğlunun Mücadele sporlarına karşı ilgisi hiç bitmeyecektir.
Ayhan KISRURE
SPORCULUK SELAMI İLE.